24Nisan2018

Eğitim şart

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

Ülkemizde kültür ve tabiat varlıkları devlet malı niteliğindedir.

Ancak arkeolojik, tarihi ve kültürel eserlerimize sahip çıkmak her bireyin görevidir ve bu da zaten uygarlığın gereğidir. Koruma ve kollama görevini sadece devletten beklemek işin kolaycılığına kaçmaktır. Devlet bütçe imkanlarıyla yapabileceğini yapmaya çalışıyor. Zaten bu durumu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda belirtmiş: “Kültür ve tabiat varlıklarının tespitinde tarih, sanat, bölge ve diğer özellikler dikkate alınır. Devletin imkanları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.” diyor. Burada iş, duyarlı ve bilinçli vatandaşların hassasiyetine, duyarsız ve bilinçsiz vatandaşların ise insafına kalıyor.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili konuları, ayrıca bu konularla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin görev ve sorumluluklarını kapsıyor. Kültür ve tabiat varlıklarında koruma, bakım, onarım, restorasyon, değerlendirme gibi iş ve işlemler bu kanunla düzenleniyor.

Eski devirlerden günümüze ulaşan ve bilimsel, kültürel, sanatsal değer taşıyan, özgün eserlere kültür varlıkları, jeolojik devirlerden veya daha yakın zamandan günümüze ulaşan, özellikleri bakımından ender bulunan oluşum ve benzeri yapılara ise tabiat varlıkları deniyor.

Ülkemizde kültür ve tabiat varlıklarının yoğun olarak bulunması, ana amacı koruma olan anılan kanunun önemini artırıyor. Bu kanunla, kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimini yapmak ve yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına; tabiat varlıklarının korunması, denetimi ve diğer işlemleri ise yakın zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilmiş.

Kanunda, kültür ve tabiat varlıklarının yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına, zarara uğramasına kasten sebebiyet verenler, sit ve koruma alanlarında açıklanan şartların dışında inşai ve fiziki müdahalede bulunanlar, bunlara göz yumanlar ve kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı, sondaj yapan veya define araştıran kişiler için pek çok ceza öngörülüyor.

Bu cezaların etkinliğini ve caydırıcılığını gözlemleyemiyoruz. Kültür ve tabiat varlıklarımıza pervasızca yapılan “saldırılar” sanki bunu gözler önüne seriyor. Tahribat, bozulma ve kanuna aykırı diğer uygulamaları ceza maddeleri engelleyemiyor. İş sadece eğitime kalıyor.

Kültür ve tabiat varlıklarımızın korunması için devletin her kurumunda topyekün bir eğitim seferberliğine ihtiyaç duyuluyor.

 

 

ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.