24Nisan2018

GÜNCEL ARKEOTEKNİK Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 4

Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 4

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

 

Madenin ilk kullanıldığı yer de yine Anadolu olmuştur. M.Ö. 5.500 – 3.000 yılları arasına tarihlenen ve Kalkolitik Dönem ismi verilen Bakır çağında insanoğlu bakırı eriterek alet yapmaya başlamıştır. İnsanlık tarihi açısından büyük adımlardan birisi olan bakırı kullanabilme dokumacılık ve seramik gibi diğer el sanatlarının da gelişmesine neden olmuş, bu da ilk kentlerin ortaya çıkmasının önünü açmıştır. Bu döneme ait en önemli yerleşimler Konya, Burdur ve Antalya yörelerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bu yöreler o dönemde dünyanın uygarlıkta önderliğini yapmaktadır.

Kalay ve bakırın alaşımından elde edilen tunç madeninin keşfinden ve kullanımından dolayı Bronz Çağı ismi verilen dönem M.Ö. 3.000 – 1.200 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu dönem Anadolu’da, Doğu, Güneydoğu, Orta ve Batı Anadolu olmak üzere dört ayrı kimlikte karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’da bu döneme ait çok sayıda yerleşim yeri ve müzelerimizde binlerce eser bulunmaktadır. Çok sayıdaki yerleşim arasında ön plana çıkanlar, Malatya’da Aslantepe, Elazığ’da Norşuntepe, Tarsus, Mersin’de Yümüktepe ve hepsinden önemlisi de Çanakkale’de dünyaca meşhur Troya’dır.

Anadolu Yarımadası’nın bugün için bilinen en eski adı “Hatti Ülkesi”dir. Bu ismin verilmesine neden olan Hattiler, M.Ö. 2.500 – 1.700 arasında kent devletleri şeklinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Bu beyliklerden en önemlileri Alacahöyük, Alişar, Horoztepe, Ahlatlıbel, Kültepe, Karahöyük, Acem Höyük vb. Bu uygarlık henüz yazı kullanmadığı için tarihsel sürece ait değillerdir, bundan dolayı da “protohistorik” (ön tarih) uygarlığı olarak tanımlanırlar. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen altından, gümüşten ve elektrondan yapılmış olan Alacahöyük, Horoztepe ve Mahmatlar’dan gelmiş Hatti sanat eserleri British Müzesi’ndeki Sümerlere ait “Ur Hazinesi”nden sonra Eski Çağ’ın en güzel yaratılarıdır.

Hatti medeniyetini, M.Ö. 2.000’lerde Kafkaslardan Anadolu’ya göç eden ve M.Ö. 1.700 civarında beylikleri bir arada toplamayı başararak siyasi bir birlik kurmayı başaran Hititler devam ettirirler. Başkentleri Çorum İlindeki Boğazköy’dür (Hattuşa). Mezopotamya’dan çivi yazısını alıp, uygar bir ulus olarak kendi çağlarının en ileri ülkelerinden birisi olmuşlardır. Hititler M.Ö. 14. yüzyılda o zamanın üç büyük ve güçlü ülkesinden biri, M.Ö. 13. yüzyılda ise Mısır ile birlikte dünyanın iki süper devletinden biridir. Yasalara, insan haklarına, anlaşmalara saygı göstererek doğru olmayı bilmişlerdir. Kadınları erkeklerle eşdeğer tutan, kölelerin bile haklarını koruyan eşsiz bir devlettir. Düşmanların derisini yüzen, onları kazıklara oturtan, esirlerin başlarını ve ellerini kesip bunlardan pramitler oluşturan Yakın Doğu devletleri arasında Hititler adeta günümüzün uygar devletlerinin birinin insancıl düzeyine ulaşmışlardır.

Hitit olarak adlandırılan boylar M.Ö. 2.200-2.000 tarihlerinde Anadolu’ya gelmeye başlamışlar ve M.Ö. 2.000 – 1.700 tarihleri arasında yerli beyliklerle birlikte yaşadıktan sonra M.Ö. 16. yüzyılın başlarında Eski Hitit Krallığı adı verilen devleti kurmuşlardır. Bu türde, uzun sürede yeni toprak edinme olgusu ondan tam 2.000 yıl sonra olagelen Türk göçünü hatırlatmaktadır. Gerçekten M.S. 9. yüzyılda İran ve Arap topraklarının çeşitli bölgelerine yerleşen ve 1071 tarihinde Anadolu’ya ayak basan Türkler de Osmanlı Devleti’ni ancak 1299 tarihinde, yani yerli Anadolu’da antik çağdan kalma değişik kökenli beylikler ile birkaç yüzyıl yan yana dostluk içinde yaşadıktan sonra kurmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu çağında Doğu Avrupa, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika’yı fetheden Türkler Çöküş dönemi başlayınca, tıpkı Hititlerin Güney Doğu’ya doğru geri çekildikleri gibi, Anavatan’a, Anadolu’ya dönmüşlerdir.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.