GÜNCEL ARKEOTEKNİK Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 5

Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 5

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

 

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin siyasi birlik kurmuş bilinen en eski milleti M.Ö. 3. binin sonlarına doğru ortaya çıkan Hurriler’dir. Bu millet Anadolu’nun bilinen en eski tüccarlardır. 2. bindeki önemli Hurri yerleşimleri arasında Mardin civarında Hanigalbat, Tell Feheriye, Bazar Tell Brak, Tell Riman bulunmaktadır.

Hitit Devletinin yıkılmasından sonra Anadolu’da M.Ö. 1. bin süreci, “Küçük Krallıklar Dönemi” olarak bilinmektedir. Güneydoğu Anadolu’da Geç Hititler, Doğu Anadolu’da Urartu, Manisa ve Uşak çevresinde Lydia, Ankara ve Eskişehir çevresinde Phrygia, Muğla’da Karia ve Antalya’da Lykia uygarlıkları ön plana çıkanlardır. Urartu ve Fryg uygarlıkları madeni eserler, dokuma ve tekstil, mobilyacılık ve müzik konularında Batı dünyasını önemli ölçüde etkilemişlerdir. Kaldı ki, bu devletlerden hiçbirinin Hellen Uygarlığı ile ilgisi yoktur. Ancak, bu devletler Hellen Uygarlığını etkileyerek, ortaya çıkmasında önemli rol oynamışlardır.

Anadolu, doğa filozofları döneminde yani M.Ö. 600 – 545 yılları arasında o zamanki dünyanın en önde gelen kültür merkezi olmuştur. Dünyanın kültür önderliği artık Mısır’dan ve Mezopotamya’dan Batı Anadolu kentlerine geçmiştir. Günümüzdeki bilimin gerçek temelleri bu dönemde bu topraklarda atılmıştır. Örneğin Karialı Thales M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde güneş tutulmasını önceden hesaplayarak haber vermiştir. Bu bir doğa olayının oluşmasından önce hesaplanmasının tarihteki ilk örneğidir.

Anadolu, Hellenistik dönem olarak adlandırılan M.Ö. 333-30 tarihleri arasındaki zaman aralığında dünyanın başlıca kültür merkezlerini bünyesinde barındırmıştır. Bu dönemde yeryüzünün en bayındır kentleri arasında Bergama, Milet, Menderes Magnesiası, Priene, Efes, Teos ön sırada yer almaktadır ve bu kentler dönemlerinde günümüzün New York, Berlin ve Londra’sı gibi planlamaları ile modernlikte örnek gösterilen merkezleri olmuşlardır.

M.Ö. 30 – M.S. 395 yılları arasındaki Roma İmparatorluk çağında da Anadolu dünyanın en modern ve bayındır ülkelerinden birisidir. Bu dönemdeki Batı Anadolu kentleri hiçbir yönden Roma’dan geri kalmayan bir düzeye sahiptir. Anadolu’da ulaşım ilk olarak Roma dönemimde sağlam ve bakımlı yollar ve taş köprüler ile sağlanmıştır. Kentlere, su kemerleri ile içecek ve kullanılacak su taşınmıştır. Her kentte mermerden inşa edilmiş gymnasionlar (beden eğitimi ağırlıklı okullar), stadyonlar, tiyatrolar, belediye ve agora binaları (pazar yeri), hamamlar, kütüphaneler, konforlu evler, büyük meydanlar bulunmaktadır. Bu kentlerden kalıntılar günümüzde de büyük ölçüde halen ayakta durmakta ve yurdumuzu ziyarete gelen turistler tarafından hayranlıkla izlenmektedir.

Bizans sanatı M.S. 4. ve 5. yüzyıllarda yine Anadolu’da doğmuş ve başkent İstanbul’da gelişmiştir.

SONUÇ

Anadolu’nun çok sayıda küçük ve kapalı bölgelerden meydana gelmesi, buranın tamamına Perslerin, Romalıların ve Türklerin dışında egemen olabilen bir devlet olmamasına neden olmuştur. Topoğrafik ve demografik yapı, diğer bütün devletlerin Anadolu’nun ancak bir bölümüne, hatta çoğu kez onun küçük bir bölümüne egemen olmasına neden olmuştur. Bu nedenle Anadolu’da zaman zaman aynı anda sayı olarak altmışa yakın beyliğin bir arada yaşadığı dönemler olmuştur.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.