24Nisan2018

GÜNCEL ARKEOTEKNİK Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 6

Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*) - Sayfa 6

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Anadolu Kültür Tarihi dersi ve Arkeoloji öğretmenliği (*)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

 

Anadolu’nun Asya ve Avrupa’nın geçiş noktasında yer alması ise onu dünyanın “Uygarlıklar mozaiği” durumuna getirmiştir. Örneğin İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya gibi batı memleketlerinde ya da İran, Mezopotamya gibi doğu ülkelerinde yan yana yaşayan krallıklarda genelde hep aynı dilin değişik lehçeleri kullanılmıştır. Buna karşılık Anadolu’da bütün tarih boyunca dilleri birbirlerinden tamamen değişik topluluklar bir arada yaşamışlardır. Koskoca Avrupa kıtasında nüfusları önemli bir sayı tutmayan Etrüsk ve Bask gibi yabancılar ve Ural-Altay kökenli olup yine nüfusları önemsiz sayıda olan Macar, Fin ve Proto-bulgar gibi toplulukların yanında büyük çoğunluk %90 Hint-Avrupa dillerini konuşan devletler yaşamıştır. Oysa Anadolu’da Leleg, Girit (Karia ve Lykia bölgelerinde), Hatti ve Hint-Avrupalı (Hitit, Fryg, Lydia, Hellen, Roma vb.), Hurri, Kafkas, Semitik ve Ural-Altar (Türkler) gibi birbirileri ile hiç ilgisi olmayan 7-8 ayrı dil grubunun dilleri konuşulmuştur.

Anadolu’nun “Uygarlıklar Mozaiği” oluşu, Türklerin Anadolu’ya gelmesi ile aşamalı olarak bir kültür ve mekan birliğine doğru yönelmesine neden olmuştur. Mekân birliğinin sağlanmasında Selçukluların bakımlı yollar, kervansaraylar ve köprüler yapmasının rolü büyük olmuştur. Selçuklular ve Osmanlılar Anadolu’da Hıristiyan ve Müslümanların yan yana yaşamalarında ve birbirlerine alışmalarında önemli katkı sağlamıştır. Anadolu’nun tam anlamı ile bir mekan ve kültür birliğine ulaşması Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleşmiştir. Atatürk, çağdaş Avrupa uygarlığını örnek alarak aynı dili konuşan, Anadolu tarihini kendi milli mirası gören bir ulus ortaya çıkartmakla, kültür birliğini sağlamış ve mekan birliği için de gereken girişimlerde bulunmuştur.

Ancak, toplumların yetişmesinde ve gelişmesinde en önemli ve temel kurum olan Milli Eğitim Bakanlığı, hem tarih, hem sanat tarihi, hem de coğrafya derslerinde müfredatı belirlerken Anadolu tarihinde Selçuklu öncesini yok sayarak veya gerektiği kadar öğrenilmesine ve tanınmasına engel olarak, sanki bilinçli bir şekilde Anadolu’da yaşayan insanların geçmişle bağını kesmeye çalışmaktaymış gibi bir görüntü sergilemektedir. Sanki bu ülkede Selçuklu öncesini öğrenmek sadece arkeologların göreviymiş gibi davranılmaktadır. Sanat Tarihi ders müfredatına restorasyon ve konservsasyon konusu konularak, tam anlamıyla bağımsız bir uzmanlık alanı olan ve Sanat Tarihi Bölümleri ile uzaktan yakından bir alakası olmayan bir uzmanlık alanının öğretilmesi beklenmektedir. Halbuki kültür varlıkları konusunda hekimlerin sloganı gibi davranmak gereklidir: “Önce Zarar Verme!” Yani vatandaşlarımıza ve özellikle de genç nesillere onarmanın nasıl yapılacağını anlatmadan önce, onların nasıl korunacağını öğretmek gereklidir. Korumak ise polisiye önlemlerle değil, sevgi, eğitim ve bilgi ile olur. Ancak, mevcut müfredat ülkemizin Selçuklu öncesi uygarlık tarihini hakkıyla tanıtacak içerikten yoksundur. İnsanlık tarihinin başlangıcından Türkiye Cumhuriyetine kadar tüm dönemleri, kronolojik bir sıra içinde ele alan ve Anadolu Uygarlıklarını tanıtarak sevdiren bir ders ivedilikle bütün liselerde mecburi hale getirilmelidir. Kültür varlıklarımız ezberlenerek değil, öğretilerek ve sevdirilerek/yerinde bizzat gösterilerek genç nesillerimize öğretilmelidir.

Her köyümüzde, her ilçemizde olmasa bile hemen hemen her şehrimizde bulunan müzeler ve ören yerleri, batı ülkelerinde olduğu gibi, bu dersin laboratuarı/uygulama alanı olarak kullanılmalıdır. Bu konunun öğretilmesinde de, yeterli bilgi ve donanımla mezun olan arkeoloji bölümü mezunlarından mutlaka faydalanılmalıdır.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.