GÜNCEL YENİ YAYINLAR Ziyaret Tepe’nin kayıp dili

Ziyaret Tepe’nin kayıp dili

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

‘Ziyaret Tepe’ kitabı, Diyarbakır’da yer alan ve Ilısu Barajı tamamlandıktan sonra sular altında kalacak Ziyaret Tepe’de yapılan arkeolojik kazıları anlatıyor.

‘Ziyaret Tepe’ kitabı, Diyarbakır’da yer alan ve Ilısu Barajı tamamlandıktan sonra sular altında kalacak Ziyaret Tepe’de yapılan arkeolojik kazıların önemini ve hikâyesini aktarırken, asıl önemlisi Asur İmparatorluğu’nun Anadolu sınırlarını yeniden keşfetmemizi sağlıyor.

Almanya’daki meşhur Bergama Müzesi’ne gidip müzede Anadolu topraklarından götürülüp, olduğu gibi müzeye yerleştirilen kapıları, kral yollarını, yazılıkayaları görüp de canı yanmayan ziyaretçi var mıdır bilinmez. Sonrası, acaba biz bu kadar koruyabilir miydik sorusuyla başlayan sorgulama ve hesaplaşma. Öyle ya, bir asır öncesine gitmeye gerek yok, gerekli bütçe bulunamadığı için başlayamayan, başladıktan sonra kazısı durdurulan, ortaya çıkarıldıktan sonra adamakıllı korunamayan, bölgede yapılacak baraj çalışmasında hasbelkader ortaya çıkan, Hasankeyf’ten başlayıp Zeugma’ya kadar uzanan ‘baraj altında kalacak’ veya kalan, yahut kazısı yapılamayan bölgeler Türkiye sınırlarında esaslı bir yekûn oluşturuyor. Kamu nezdinde sıradan olduğu sanılan ve aslında ne anlam ifade ettiği bir türlü anlaşılmayan kazılar, sandığımızdan büyük öneme sahip. Tarihin ‘bilinmeyen’ çağlarına dair haddinden fazla şey söylüyorlar. Yeter ki fark edilsin. Son yılların ilgi odağı Göbeklitepe hakkında bile önemini ortaya koyan şöyle herkesin anlayacağı bir yayın sayısının azlığı, durumu özetliyor zaten. Söz konusu bilincin oluşması ve bu arkeolojik kazıların gerekliliği, ancak buluntuların öneminin farkına vardığımız zaman oluşacak.

Aynı zamanda Ziyaret Tepe kazısını yapan Timothy Matney, John MacGinnis, Dirk Wicke, Kemalettin Köroğlu gibi arkeologların ortak imzasını taşıyan ‘Ziyaret Tepe’ kitabı, söz konusu arkeolojik kazıların ve onlar hakkında ‘böyle kitaplar’ yayımlanması gerektiğinin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koyuyor. Hem kazısı Tekfen Vakfı tarafından desteklenen hem de kitabı yine Tekfen tarafından yayımlanan ‘Ziyaret Tepe’, bölgenin ve kazının neden önemli olduğunu tarihselden güncel olana kadar çekilen çizgide bütün yönleriyle gözler önüne sererken diğer taraftan da bir ‘kazı güncesi’ hüviyeti taşıyor.

Yapımı devam eden Ilısu Barajı tamamlandığında sular altında kalacak olan Ziyaret Tepe’nin Asur İmparatorluğu’nun Anadolu Sınırları’na dair ne anlam ifade ettiğini tüm detaylarıyla anlatan bir kitap bu. Haliyle söze önce Asur’un kökenleri, tarihçesi, hangi yıllar arasında varlığını sürdürdüğü, hangi medeniyet ve devletlerle ilişkide oldukları ve elbette ‘çivi yazıları’nın tarihsel bağlamda taşıdığı önem aktarıldıktan sonra Ziyaret Tepe’nin bu açıdan önemine değiniyor kitap. İkinci bölüm itibariyle kazı günlüklerine geçiliyor. Ekibin kurulmasından kazı alanının fotoğraflanmasına, buluntuların kayda geçirilmesinden kazı alanlarının jeofizik özelliklerine kadar her şeyi aktarıyorlar. Akabinde önce Tuşhan -ki Asur İmparatorluğu’nun eyalet başkentlerinden biridir- ve Ziyaret Tepe kazıları ve buluntuları hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Tuşhan’da bulunan birbirinden olağanüstü tabletlerden birinde daha önce hiç bilinmeyen ve bundan 2500 yıl önce konuşulan bir dilin varlığına işaret eden, çiviyazısıyla yazılmış tablette, Tuşhan’a getirilen 60 kadın esirin bilinen herhangi bir dile ait olmayan isimleri kaydedilmiş... Ziyaret Tepe, Asurların bilhassa gündelik hayatına dair en zengin verilere ulaşılan bölgelerin başında geliyor. Son bölümde ise kazılardan çıkarılanların Diyarbakır Müzesi’ne aktarılması ve haliyle Asur İmparatorluğu’nun sonu ve Tuşhan’ın çöküşü anlatılarak noktalanıyor kitap.

Tuşhan ve sürgün konukları

Asur İmaparatorluğu’nun ana karakterini ve işleyişini belirleyen tek bir olgu seçmemiz gerekse, bu hiç kuşkusuz sürgün geleneği olurdu. (...) Tuşhan’ın sürgünler tarafından inşa ve iskân edildiği kesindir. Aşurbanipal veya Şalmaneser tarafından Tuşhan’a gönderilen ilk sürgünlerin kökenine dair bilgimiz yok; ama daha sonra gelen Asur kralı III. Tiglath-pileser’in Hamath’dan (günümüzdeki Hama kenti) 83 bin kişiyi bu eyalete yerleştirdiğini biliyoruz. Yazıtbilimci Simo Parpola, Ziyaret Tepe’de ortaya çıkarılan metinlerdeki bazı isimlerin Babilli sürgünlerin soyundan gelmiş olabileceklerini söylüyor. Sarayda bulunan bir başka metinde Zagros Dağları’ndan şehre sürgün edildiği düşünülen 144 kadının adı geçiyor.

Ziyaret Tepe

Timothy Matney, John MacGinnis, Dirk Wicke, Kemalettin Köroğlu

Tekfen Yayınları, 2017

230 sayfa, 40 TL.

hurriyet.com.tr

ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.