MAKALELER ANTROPOLOJİ İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?

İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
İnsanlığın En Eski Tapınağı Göbeklitepe Teolojik Olarak Bize Ne Söyler?
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

Göbeklitepe tapınağı hakkında teolojik ve felsefi çağrışımlara dikkat çeken bir yorum denemesi bu makalede veriliyor.

İNSANLIĞIN EN ESKİ TAPINAĞI GÖBEKLİTEPE TEOLOJİK OLARAK BİZE NE SÖYLER?

Hasan ÖZALP

Doç. Dr., Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Öz

Göbeklitepe arkeologlara göre, insanlığın en eski tapınaklarından biridir. Bu çalışmada on iki bin yıl öncesine dönerek hem bu yapı hakkında bilgi vermeye çalışacağız hem de bu yapının teolojik ve felsefi çağrışımlarına dikkat çekerek bir yorum denemesinde bulunacağız. Araştırmamız da, Göbeklitepe'yi arkeoloji ve sanat tarihi açısından değil de din felsefesi ve dini sembolizm açısından inceleyeceğiz. Araştırmamızda arkeoloji ve tarihi coğrafyanın bize sağladığı verilerden yararlandık. Çalışmanın temel amacı arkeolojinin bölgeden elde ettiği veriler ve bu verilerin tarihi coğrafya ve dinler tarihi açısından değerlendirilmesidir. Yeri geldiğinde bu verileri din dili ve dini sembolizm açısından yorumladık. Sonuç olarak taş devri insanının sanılanın aksine ilkel olmadığını, Göbeklitepe’nin kutsal yapılar alanı olduğunu ve inancın insanlık tarihi kadar eski olduğuna dair önemli gerekçelerin bulunduğu sonucuna ulaştık. Göbeklitepe kutsal yapılar alanı üzerinden insanlığın medeniyet gelişimi üzerine yeniden düşünülmesi gerektiği kanaatine ulaştık. Asıl amacımız Göbeklitepe'yi felsefe ve teoloji literatürüne taşımak ve bunun nasıl sağlanacağına dair bir metot ve konu önerisi sunmaktır. Bu sebeple çalışmamız sadece bir yorum denemesidir.

Anahtar kelimeler: Göbeklitepe Tapınağı, Taş Devri, Dini Sembolizm, Arkeoloji, Antropoloji, Din Felsefesi.

  

WHAT DOES GOBEKLITEPE, HUMANITY'S OLDEST TEMPLE, TELL US THEOLOGICALLY?

Abstract

Gobeklitepe is regarded as one of the oldest temples of the humanity according to archaeologs. In this work, by going back twelve thousand years, we will attempt both to provide information about this structure and to make interpretations by highlighting the theological and philosophical associations of this structure. In our study, we will examine Gobeklitepe not from the perspective of archaeology and history of art but from that of philosophy of religion and religious symbolism. In our research, we benefit from the data of archeology and historical geography. The basic aim of this search is archaeological data that is obtained in the region and to evaluate these datas based on the historical geography and the history of religions. When it is, we have interpreted according to language of religion and religious symbolism. As a result, contrary to popular belief, we saw important reasons Gobeklitepe area that is sacred structures, the people of the Stone Age is not primitive and faith is as old as humanity. We have reached the conclusion that must be rethought the development of human civilization on the Gobeklitepe Temples.

Our main objective is to connect Gobeklitepe with philosophical and theological literature and to propose a method and subject as to how to accomplish this. Thus, our study is just an attempt at interpretation.

Keywords: Temple of Gobeklitepe, Stone Age, Religious Symbolism, Archaeology and Anthropology, Philosophy of Religion.

  

Giriş

İnsanlık tarihinin en kadim yerleşim yerleri, bereketli hilal olarak gösterilen yukarı Mezopotamya kısmıdır. Bu bölge, ülkemizin güneydoğu bölgesinde bulunan Urfa ve Harran coğrafyasıdır. Aristoteles'in öğrencisi Makedonyalı İskender doğup büyüdüğü toprakları yâd etmek için burayı Edessa şeklinde isimlendirmiştir (Schmidt, 2007: 24). Urfa ve Harran dinlerin ve mitlerin ortaya çıktığı büyülü iki şehirdir. Burada kadim Sümer, Asur, Bâbil ve Keldânî devletleri gibi, birçok medeniyet kurulmuş ve yıkılmıştır. İlahi dinlere göre, monoteistik inançların babası kabul edilen Hz. İbrahim yetmiş beş yıl bu bölgede yaşamıştır (Yaratılış, 11/31-32; Gündüz, 2006: I, 54). Romalılar buraya putperest şehir anlamında Hellonopolis adını vermişlerdir (Weir, 1987: V-1, 299). Çünkü burası güneş Tanrı'sı Şamaş ile ay Tanrı'sı Sin'e ait mabetlerin bulunduğu Mezopotamya putperestliğinin en önemli yerleşim alanlarındandır (Şeşen, 1997: XVI, 237). Ayrıca gnostik inancın önemli temsilcilerinden olan ve inançlarını Hz. Adem'e kadar götüren (Karakaş, 2009: 38) Sâbiiler’de burada yaşam sürmüştür. Bu sebeple bu bölgenin tarihini ilk insan olarak kabul edilen Hz. Âdem'in var edildiği daha erken zamanlara kadar götürerek okumaya çalışmakta mümkündür.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.