18Şubat2018

MAKALELER ANTROPOLOJİ Dilşa Deniz ve Açtığı Bilimsel Yol/Ré - Sayfa 4

Dilşa Deniz ve Açtığı Bilimsel Yol/Ré - Sayfa 4

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Dilşa Deniz ve Açtığı Bilimsel Yol/Ré
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Tüm Sayfalar

Bütün bunlar bir yana; Dilşa hocanın tezleri, antitezlerle elbette eleştirilebilinir, çürütülebilinir! Yeni bilimsel önermelerde bulunulabilinir! Bütün bunlar, zaten bilimin bir gereğidir. İnancımıza, geleneksel folk-kültürel değerlerimize bu kadar saldıranlar görmezden gelinirken, Dilşa hocaya; sosyal medyada böylesine hakaretvari söylemlerle bedualar yağdırmak doğru bir yaklaşım değildir! Hele Rıza Şehrinin (Dersim) Yol evlatlarına bu çarpaz-düalist yaklaşım asla yakışmamaktadır! Bu gayri vicdani serzenişler karşısında susumak, bunu görmezden gelmek ise etik bir aydın yaklaşımıyla asla bağdaştırılamaz! Nitekim sosyal medya hesaplarında şu ana kadar takipettiğim kadarıyla Emirali Yagan ve Munzur Çem konu hakkında görüş bellirterek, gerçeğe nisbi de olsa parmak basmışlardır. Yine sosoyal medya hesaplarında, tartışmaya bu yönlü katkı sunan, kimlikleri/profilleri şaffaf okur-yazar aydınların varlığını da burada bellirtmeliyiz  Fakat bütün bunlar yeterli değildir!

Lakin bu gibi puslu havalarda hak ve hakikatı savunmak bütün yol evlatlarının öncelikli görevleri arasında yer almalıdır. Düşünsenize bu alanda, resmi ideolojinin devlet bürokrasisinin artığına bulaşmamış kaç akademisyenimiz, tarihçimiz, araştırmacı yazarlarımız var? Bilimsel okumalarla toplumsal gerçekliklerimizi ifade edebileceğimiz yılda kaç yazılı ürün vücuda getirilebiliniyor? Bu işler öyle kolaymı sanılıyor? Saha araştırması yapmak, yazılı kaynakları taramak, karşılaştırmalı veriler elde etmek ve oturup yazmak, öyle sanıldığı kadar basitmi? Meydana getirilen bir tarih araştırması, yayını, dağıtımı ve sonrasında, eseri bile okumadan-incelemeden yaratıcısına, sırf siyasi mülahazalarla saldırmak doğrumudur? Artık bu gidişe, bir “dur” demenin zamanı gelmişdir! Aksi halde; bundan böyle hiç bir akademisyen, tarihçi, araştırmacı yazar tarihimiz, inancımız, sosoyo-kültürel yapımız vs. hakkında kalem oynatmayacak yada bu türden haksız saldırılara maruz kalabileceklerini düşünerek, yazın hayatında suya-sabuna dokunmadan bir pozisyon alacaktır! Olmaz böyle şey!

Son Söz Yerine:

Antik Çağ tarihinden bihaber olanlar, Antik çağların Tanrı ve Tanrıcalarını bilmeyenler, Ré/Ra Me/Ma’yı anlayamazlar! 1400 yıl öncesini tezahür edemeyenler, maalesef İtiqat a Ré/Raa Heqi’yi bilince çıkaramazlar! Mezopotamya tarihini, tufanların yaşandığı bu topraklarda fışkıran arkeolojik buluntuları anlamlandıramayanlar, bu coğrafyanın artı-değerlerini kavrayamazlar! Bu toprakların Aryenik sosyo-kültürel köklerini araştırmayanlar- okumayanlar, içinde bulundukları buhranı algılayamazlar! Bu toprakların dillerini, kadim topluluklarını, antik halkların bu topraklarda günümüze bıraktıkları bakiyelerini araştırıp-çözemeyenler geleceklerini kurtaramazlar! Asırlık mitik aktarıların içindeki gizemli doneleri yakalamayanlar, mitleri bir masal yaklaşımıyla ele alanlar; kendi köksel değerlerini tanıyamazlar! Ama şunu da biliyoruz ki; Bugün, bu türden bilimsel çalışmalara, kendi özgün alanımızda sayıları sınırlı olan akademisyenlere, tarihçi-araştırmacılara karşı çıkanların, bilim ışığına yüzünü dönmüş onların çocukları; gelecekte bu tür kitapları-çalışmaları mumla arıyacaklardır. Unutulmamalıdırki; Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.

ERDOĞAN YALGIN

www.alevinet.com



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.