14Aralık2017

MAKALELER ARKEOLOJİ Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya - Sayfa 2

Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya - Sayfa 2

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar

On the basis of historical and geographical wrong premises Lawazantiya, the home town of Puduhepa, has always been lookedfor around Adana, because Puduhepa has stubbornly been assumed as a native of Adana. The responsible source for this fallacyis the biased determination of the borders of a political unit whih the Hittites called Kizzuwatna. The scholars have taken it asgranted as if the territorium of Kizzuwatna would have comprised solely Cilicia (Plain of Adana). This does certainly not reflect the truth, since betimes the borders of Kizzuwatna expanded yonder Amanos Mountains, including the Plain of Islâhiye, and evenup to the Euphrates River in the east.

A meticulous scrutinizing of all available sources written in Old Assyrian, Hittite, Hurrian and New Assyrian in regard to geographic position of Lawazantiya, reveals that there were two cities of the same name, one in the south, the other in the north.Luhuzatia, which is attested only once in a New Assyrian record, has nothing to do with these cities, except random phonetic similarity. Puduhepa as a genuin Hurrian girl has surely grown up in the southern city. This city can hardly have lain west o fAmanos Mountains, in the Cilician Plains, then full of swams and inaccesable. It is reasonable to look for it further in the east,i.e. in the Plain of Islâhiye.

The communication discusses all these topogragraphic problems and possible localization of Lawazantiya in detail; as probable geographic setting Gedikli north of Islahiye Plain is regarded; even the huge mound at Araban, which has so far not attracted attention of scholars, is proposed. Viewed with bare eyes one can see fortification walls alongside rampards, and when one looksat it from the bottom, it gives the awesome impression of a hill rather than a mound. As commen everywhere there are sufficient water sources and springs. It differs significantly from the ordinary, thiny Anatolian and Cilician mounds which hardly deservethe denomination of being a “city” in term of urbanism. All this makes it a real urban centre in term of North Syrian cities and agood candidate for Lawazantiya. A possible locality at Tandır Höyük west of Elbistan Plain is discussed.

Keywords: Kizzuwatna, Cilicia, Hittites, Hurrians, Lawazantiya, Puduhepa

Klasik dönem öncesi Anadolu coǧrafyasının en çok baş aǧrıtan sorunlarından birisi hiç kuşkusuz, yüzlerce kent, köy, ırmak, akarsu, pınar ve daǧların yerlerinin bir türlü belirlenememesidir. Hitit metinlerinde görülen iki bine yakın yer adından sadece yarım düzinesinin yeri kesinlikle bilinir ve bu durum bize bir yerlere bir antik kenti koymadan önce çok ince eleyip sık dokumamız gerektiğini ikaz eder. Ulaşılan sonuç neredeyse hiçtir, gökten birileri gelip bir harita çizmediği sürece çoğu yerin adı maalesef meçhul kalacaktır! Ignoramus, ignorabimus!

Lawazantiya ve teritoryumu, yeri belirsiz kentlerden sadece bir tanesidir ve eğer burası kraliçe Puduhepa’nın doğum yeri olmasaydı, ne hiç kimse benimser, ne de bu kadar merakla yerini arardı. Bu meçhuliyet yüzündendir ki en az Puduhepa’nın şahsiyeti kadar, onun anavatanı da fantazi ve sanal lokalizasyonlara konu olmakta, Hitit metinleri ve arkeolojik verilerle yeterince tanışık olmayan bazı kesimler keyfî olarak, güya o “prestijli” kenti olmadık yerlere koymaktadırlar. Zavallı kadın zaten o dağlı adam III. Hattušili ile evlenip, gönülsüzce Orta Anadolu bozkırlarına göçüp gitmiş ve tarih boyunca o kadar ızdırap çekmişken, şimdi bir de modernler ona rahat vermemekte, kâh Adana, kâh Osmaniye, kâh Kahramanmaraş, kâh Gaziantep, kâh Malatya arasında sürükleyip durmaktadırlar. Henüz Puduhepa’nın mezarını arayan yok (bazı çokbilmişler Yazılıkaya veya Fraktin deseler de, biz onlara kulak asmayız!), çünkü bu, daha da umutsuz birşey, ama arasalar, Nasreddin Hoca, Karacaoğlan ve Dadaloğlu ile yarışacak sayıya ulaşacağından kuşku yoktur! Elimizde ne portresi, ne de heykeli varken, daha şimdiden her tarafı onun büst ve resimleriyle doldurmanın anlamı ne? Bunun sosyolojik, psikolojik ve ekonomik pekçok nedeni vardır, Puduhepa’yı her yönüyle inceleyen kitabımda bunları uzun uzadıya anlattım. Ama şu kadarını söyliyeyim. Geri kalmış toplumların kaderi böyledir, ya Mısırlıların yaptıkları gibi Kleopatra ile avunursun, ya da kimliğini bulamayınca veya tarihte başkaca yüksek değerlere sahip olamadığın için Hürrem Sultan/Roxana ve Puduhepa’ya sığınırsın!


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.