14Aralık2017

MAKALELER ARKEOLOJİ Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya - Sayfa 4

Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya - Sayfa 4

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Paylaşılamayan Kraliçe Puduhepa ve Memleketi Kayıp Kent Lawazantiya
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar

Demek ki Asur Ticaret Kolonileri çağı Luhusatia’sı bu kadar kuzeyde bir yerlerdeydi. Buna karşın Hitit Lawazantiya’sı Eski Asur Luhusatia’sından oldukça uzakta ve çok daha güneyde kalıyordu.

Lawazantiya’nın denize yakınlığı hep Akdeniz’le olan ilişkisine işaret etti ve araştırmacıları oldukça yanılttı. Eğer gerçekten böyle birşey söz konusu idiyse, o zaman da ne kadar yakında olduğu bilinmemektedir. Eğer böyle bir yakınlık olduğunu var saysak bile, bu illâ da Akdeniz sahillerinde olacak anlamına gelmez. Lawazantiya’nın yerleştirilmek istendiği diğer yerlerinde denizden uzak çok uzaklarda olduğu göz ardı edilmemelidir! Kara kavmi olan Hititler “deniz” deyince göl veya bataklıkları da anlıyorlardı. Anadolu’da bile denizi görmemiş insanlar göllere “deniz” derler. Ve bataklık düşmanları son 6o yılda her tarafı tamtakır kurutuncaya kadar Anadolu’nun birçok yeri bataklıktan geçilmiyordu.

Lawazantiya’nın su kültüyle olan yakın ilişkisi vardır ve bu durum elbette kentin kesin yeri aranırken dikkate alınmalıdır.

Ancak su ile aynı kaynaktan fışkıran değişik pınarlar değil, Lawazantiya topraklarından geçen akarsuların tümü ve birbirinden ayrı yedi pınar söz konusudur, tekrar ediyorum, aynı kaynaktan fışkıran yedi su gözü değil! Su kültü Hurrilerin hastalık derecesinde düşkün oldukları bir temizlenme ayinidir ve Ortaköy’de ve Hattuša’da hem yazılı kaynaklarda, hem de arkeolojik buluntularda vardır. Kutsal sular ülkenin tüm ırmaklarından amforalarla arınma yerine taşınır ve tanrı heykelleri bunlarla yıkanırdı. Elbette tonlarca su söz konusu değildi, parmak kadar bir tanrı figürünü bir fincan suyla bile yıkamak mümkündü. Olay aşırı semboliktir.

Hacdan getirilen zemzem suyu kaç kişiye ikram edilebiliyor? Bir de yedi demek tüm ülkeyi içine alıyor ve dolaysıyla yedi pınarın birleştirici, amfiktiyonik bir özelliği vardı. Bugün bile “yediden yetmişe” deriz.

Tüm bunlar göz önünde tutulduğunda, bölgede Lawazantiya’ya aday olarak gösterilen o sıradan ve çok küçük boyutlu yerleşimlerin, Lawazantiya’dan beklenen anıtsal yapılardan hiçbirisine sahip olmadığı görülür. Demek ki Sirkeli, Castabala, Anavarza, Tatarlı ve Adana Ovasındaki düzlüklerde aramak beyhudedir! Zaten bunların pek çoğunda çağdaş yerleşim izleri yoktur.

Prensip olarak her iki Lawazantiya’nın da Gülek Geçidinden Kilikya’yı boydan boya geçen yol dışında olduğunda kuşku yoktur ve Amanos Dağlarının ötesinde olduğu kesindir. Gedikli adaylardan biri olabilir. Diğeri ise Kilis koridorunun kuzeye yayılan uzantısı üzerinde yer alan Narlı Ovadaki höyüklerden biridir. Evet, bu koridor üzerinde çıplak gözle bile bakıldığında çok sayıda höyük olduğu görülür. Bunların başında Araban gelir. Tüm bunlar da olmazsa Elbistan Ovası’ndaki büyücek höyükler üzerinde durulabilir. Bunlardan birisi, Elbistan Karahöyük’tür. Bossert’in HH yazıt üzerindeki VAZO işaretini yanlış okuması bir tarafa, burada başkaca ilginç yerler de vardır. Bir de Elbistan Ovası’nın kuzeybatısında Ceyhan Nehrinin kollarından suyu ve kaynakları bol Hurman Çayı kıyısında yer alan, son zamanlarda Geç Hitit devrine tarihlenen hiyeroglif yazıt kalıntıları veren Tanır Höyük (Yassıhöyük) üzerinde durulabilir. Höyük Hurman çayının hemen kenarında ve Tanır Köyüne bağlı Yeşiloba mahallesindedir ve Yassıhöyük adıyla da tanınır.

Böylesi höyükler elbette her yerde vardır, ama buradaki höyüğün ve Lawazantiya’nın kenarında yer aldığı ve Alda ve Tarmanna isimli akarsudan birinin adı bizi ayartmakta, bize kentin lokalizasyonu için değerli ipuçları sunmaktadır. Çünkü Tanır ve Karahöyük’ün kenarında yer aldığı Hurman Çayı’nın klasik dönemlerdeki adı Karmalas ve Korax’tır. Fonetik kurallar birazcık zorlanarak, Tarmanna Irmağı’nın klasik Karmalas’la eşit olduğu noktası üzerinde durulabilir.


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.