23Nisan2018

MAKALELER ARKEOLOJİ Gılgamış Destanı’nda Tufan - Sayfa 2

Gılgamış Destanı’nda Tufan - Sayfa 2

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Gılgamış Destanı’nda Tufan
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Tüm Sayfalar

11. TABLET

Utnapiştim, Gılgameş’e dedi:

Gılgameş, sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim:

Biliyor musun Fırat’ın kıyıcığına kurulmuş o Şurrupak kentini?” Bu kent çok eskiden varken, Tanrılar bu kentin yanındaydılar. Zamanla eskidi gitti o kent, Tarınları da birlikte yaşlandı, kocadıtar. Kentte gökkubbenin sahibi ve ataları Anu, akdedan savaşçı enlil, yardımcısı Ninurta su kanallarının gözcüsü Ennugi de” vardı, Ea da onlarla beraberdi.

Tanrılar sözcüğü, daha önceki kitaplarımda da üstünde sıklıkla durmuş olduğum gibi, ezoterik bir semboldür. Bu sembolü hem dinler hem de mitolojiler kullanmışlardır.

Sümer Mitolojisi’ndeki “Tanrılar”sözcüğü de diğer Mitolojilerde olduğu gibi ‘’ Galaktik Irk’a mensup, ileri düzeydeki varlıkları sembolize etmektedir. Mu ve Atlantis Uygarlıklarına ait varlıklarda bu ırkın dünyamızdaki kısmen yozlaşmış ama yinede bu ırkla yakın akrabalıkları bulunan uzantıları konumundaydılar. Atlantis’in son dönemlerinde bu ırk daha da yozlaşmış ve eski dönemlerdeki safiyetini büyük bir oranda yitirmiştir.                .

Buradaki Tanrılar sözcüğü Galaktik Uygarlıkları ve Mu Uygarlığı’na ait ırkı sembolize etmektedir.

Sümerliler’in Mu kolonisi olan bir ırk olduğunu göz önüne. Aldığımızda yukarıda anlatılan “Şurrupak kentinde ‘Tanrılar’ın bir zamanlar bulunduğu” sözünün ne anlama geldiği kolaylıkla anlaşılabilecektir.

Zamanla bu ırkın dejenere olmaya başladığını söylemiştik. Bu aynı zamanda ‘’Altın Çağ’ın sona ererek‘’ Demir Çağı’nın başladığı dönemi ifade eder. Bu ezoterik bilgi, Gılgamış destanında mitolojik motifler kullanılarak şöyle anlatılmıştır.

O günlerde insanlar arttıkça arttılar. Yeryüzü dolup taştı ve topraktan göklere doğru vahşi bir boğa gibi böğürür oldular. Enlil duydu bunu, Tanrıların danışma toplantısında: “İnsanoğlunun yarattığı bu kargaşa çekilmez oldu, gürültülerinden ne uyuyabiliyoruz bir damla, ne dinlenebiliyoruz.. ”

Bunun üzerine Tanrılar, insanoğlunu yok etmek konusunda bir anlaşmaya vardılar. Kararı uygulamak da yerin. rüzgarın ve evrendeki havanın Tanrısı Enlil’e düştü. Buna karşılık, tatlı suların ve bilgeliğin Tanrısı, sanatın koruyucusu Ea, önceden verdiği sözü tutarak beni bir düş aracılığında bundan haberdar etti.

Tufan’ın yaklaştığı bildiriliyor …

Bir düş aracılığıyla gelecekle ilgili bir bilgiye sahip olmak, mitolojilerde sıklıkla kullanılan bir motiftir. Anlatılmak istenen, gelecekle ilgili bir bilginin alınmasıdır. Burada ruhsal bir irtibat söz konusudur. Bu ruhsal irtibatla Dünya’nın geleceğiyle ilgili çok önemli bir bilginin önceden verilmiş olduğunu görüyoruz. Metnin devamında bu konu, daha açık bir şekilde dile getirilmektedir:

Kulak ver ey Şurrupaklı, ey Ubaratutu’nun oğlu! Evini yık, malını bırak, kendine bir” gemi yap, yeryüzünün nimetlerini bir yana atıp canını kurtarmaya bak hemen! Dediklerimi uygula: evini yık, kendine bir gemi yap. Yapacağın geminin ölçüleri şunlar olsun: Eni, boyuna eşit düşsün, güvertesinin üzerindeki dam da dipsiz uçurumu örten çatıyı andırsın. Bittikten sonra gemiye bütün canlı yaratıkların tohumunu al.

Bu bilgilendirilmenin konusunun, Dünya’nın yakın bir gelecekte yaşayacağı büyük bir tufanla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Metnin devamında, bu bilginin herkese açıklanmadığı da görülmektedir:

Ben, bunu anlar anlamaz Ea’ya, efendime dedim:


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.