20Eylül2017

MAKALELER FİLOLOJİ Göktürk Yazısı

Göktürk Yazısı

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Göktürk Yazısı
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Tüm Sayfalar

Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İsmail Doğan'ın Göktürk Yazısı adlı makalesini yayınlıyoruz.

I. Göktürk Yazısının Gelişimi ve Gelişim Coğrafyası

Düşünen insan, fikirlerini, duygu ve isteklerini ses ve mimik dışında da ifade etme ihtiyacı duymuştur. İnsanoğlu ilk önce kaya ve mağara duvarlarına düşüncesini yansıtan şekiller çizmeye başlamıştır. İşte bu ilk devre, yazının ideogram aşamasıdır. İdeogram yazının gelişen şekli Mısır, Maya, Luwi yazısında da görülen resim yazısı döneminde görülür. Yazının bu devri piktogram olarak adlandırılmaktadır.

Yaklaşık 3500 yıllık gelişim süresinde Jiagu wan, Da ahuan, Niao Zhuan ve Li shu versiyonlarından Jurchen, Xiu gibi yazılar çıkaran Çin ve M.Ö. XIIVIII. yy.’a kadar götürülen Tibet yazıları, yazının piktogramdan sonraki aşaması olan hece yazısının örneğini gösterir.

Sümer ve Akad çivi yazılarının dışında; M.Ö. 500’de kullanılan Eski Fars çivi yazısı ve hece yazısından sonraki aşamayı gösteren İrlanda ve Galler bölgesindeki M.S. V. yy.’dan itibaren kullanılan Ogham yazısı, yarı hece döneminin örnekleridir.

İçinde ligatürler ve piktografik özellikler bulunan yarı hece yazısına ProtoKanaaite yazısının versiyonları olan Fenike, Etopya, Güney Arap, Eski İbrani ve Eski Grek yazılarını da örnek gösterebiliriz.

Yarı heceden alfabeye geçiş dönemine en iyi örnek Hindistan’daki Hindu ve Sanskrit dillerinin kullandığı Brahmi-Dvanagri ile Tibet yazılarıdır.

Alfabe durumuna gelen bir yazının gelişimi uzun zaman alır. Meselâ, Roma alfabesi, yaklaşık 4000 yıllık bir gelişimin sonucudur. İçinde ligatürler ve piktografik özellikler taşıyan Göktürk yazısı, yarı hece ile alfabe arasındaki aşamaya kadar gelebilmiş bir yazı çeşididir.

Yazı sistemleri üzerine çalışan uzmanların bir kısmı, yazıları da dil ailelerinde olduğu gibi muhtelif tasniflere tâbi tutmuşlar, işaretlerin göstermiş olduğu ses değerlerini dikkate alarak gruplandırıp, muhtelif teoriler ileri sürmüşlerdir. Bunlardan başka ‘yazı aileleri‘ teorileri de bulunmaktadır. Runik (Göktürk) yazının gelişimiyle ilgili de bazı teoriler bulunmaktadır. Bunlardan biri Jennifer Smith’e aittir. Runik yazı, Etrüsk yazısı yolu ile Grek yazısına kadar götürülmektedir.

Ancak, bu tür görüşler, Runik yazının gelişim sürecini takip etmeden, gelişim coğrafyasını dikkate almadan ileri sürülmektedir.

Proto-Bulgar ve Göktürk devirlerinde yarı hece ile alfabe aşamasına gelen Göktürk yazısının, ideogram ve piktogram devirlerinin hangi coğrafyada geliştiği konusu şimdiye kadar pek işlenmemiş, çoğu zaman kaynağı bilinmeyen bir yazı türü olarak kayıtlara geçirilmiştir.

“Sır, giz, esrar” manasına gelen runik kelimesi, okur yazar insanların çok az olduğu dönemlerde eski İskandinav alfabesini ifade etmektedir. Kelime İskandinav sahası üzerine yapılan araştırmaların Türkoloji çalışmalarından önce başlaması sebebiyle ilmî terim haline gelmiştir. 1800’lü yıllarda Göktürk işaretli yazılarla karşılaşan ilim âlemi, benzerliği sebebiyle, bu yazı sistemini de Runik yazı olarak adlandırmıştır. Önceleri bu tür eserleri İskandinav yazı sistemine göre okuma denemeleri yapılmıştır. İskandinav yazı sistemiyle olan benzerliği yüzünden, bazı ilim adamları, Göktürk yazısının kaynağı olarak İskandinav yazısını düşünmüşlerdir. Hatta bir kısım Batılı ilim adamı, ısrarla bu yazının Slav-German (Viking) ırkına ait olduğunu söylemiştir. Bununla birlikte soldan sağa doğru Viking yazısı şeklinde okumada da başarılı olamamışlardır.1

Bu yazının menşei hakkında Otto Donner, V. Thomsen, Anstov, Mallittskiy, Polivanov ve Ahmet Cevat Emre değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Yazılar okunmadan önce O. Donner, Göktürk yazısının İskandinav bölgesinde kullanılan runik yazıyla benzerliğine dikkat çekerek Likya ve Karya işaretleriyle ilgisi olduğunu da iddia etmiştir. V. Thomsen, Göktürk yazısının İran veya Sâmi (Arami) yazısından Türk tasarrufuyla doğmuş olduğunu söyler. Anstov, Mallittskiy ve Polivanov bu yazının Türk soy damgalarından gelişmiş olduğu fikrinde birleşmişlerdir. A. C. Emre ise içerisinde ligatür ve piktogramlar bulunan bu yazının tamamen Türk mahreçli olduğunu, henüz alfabeleşmemiş yarı hece aşamasında bir yazı olduğunu ifade eder.2 A. C. Emre, alfabelerin ideogram Ş piktogram Ş hece yazısı Ş yarı hece Ş alfabe olarak şekillendiğini de belirtir.

Göktürk yazısının Türk soy damgalarından gelişmiş, İskandinav yazı sisteminden farklı, Türk kaynaklı bir yazı sistemi olduğu görüşü daha gerçekçidir. İçinde, aşağıdaki örneklerde olduğu gibi, ligatür ve piktografik özellikler taşıyan Göktürk yazısı, yarı hece ile alfabe arasındaki gelişime kadar gelebilmiş bir yazı çeşididir.

A. von Gabain’e göre Göktürk “runik” yazısı, önce Talas’ta meydana gelmiş, sonra Yenisey ve Orhun bölgelerinde yayılmıştır.3 Türk Runik yazısının menşeini Güney Sibirya veya Orta Asya (Talas) olarak kabul eden Türkologlar mevcuttur.4 Ancak, bu görüşte olan Türkologların Avrupa, Avrupa’nın doğusu ve özellikle Kuzey Kafkasya’daki Göktürk “runik” eserlerini dikkate almadıklarını veya bunları başka bir yazıymış gibi addettiklerini görüyoruz. Orta Asya, Doğu Avrupa ve Kuzey Avrupa’da bulunan eserlere baktığımızda, Runik yazının daha çok yarı hece ve alfabeleşmiş döneme ait olduğunu görürüz.

Göktürk yazısının Talas versiyonu olarak “Talas Kazığı” adıyla bilinen, tahta üzerine Göktürk işaretleriyle kazılarak yazılmış eser gösterilir.5 Talas yazısı üzerine muhtelif okuma denemeleri bulunmaktadır.6

Ligatürler / Piktogramlar

İ. R. Aspelin’in 18871888 yılındaki araştırma gezilerinde ortaya çıkardığı Selek yazı grubu da Göktürk yazısının Sayan Altay bölgesine kadar yayıldığını gösterir. Sayan Altay Türklerinin Runik yazısı hakkında Lionid R. Kızlasovİgor L. Kızlasov, teferruatlı bilgiler vermektedir.7


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.