MAKALELER SANAT TARİHİ Unutulmaya Yüz Tutmuş 11 Geleneksel Türk Sanatı

Unutulmaya Yüz Tutmuş 11 Geleneksel Türk Sanatı

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Unutulmaya Yüz Tutmuş 11 Geleneksel Türk Sanatı
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

Geleneksel Türk sanatlarının unutulmuş, eskimiş ve hatta artık ilgi görmez hale geldiği söylense de bu sanat dalları özellikle Batı’da pek revaçta. Her zamanki gibi bizim sıkılıp eskittiğimizi Batı yeniden keşfederek bize farklı bir şeymiş gibi sevdirme niyetinde.

Geleneksel Türk sanatlarının sıkça İslamik öğeler taşıdığı tartışılmaz bir gerçek. Biz de unutulmaya yüz tutumuş Geleneksel Türk sanatlarını size hatırlatmak adına bir liste hazırlayalım dedik.

1. İşaretler ahenkle dans ediyor: Hat

Geleneksel Türk sanatı denildiğinde ilk akla gelenlerden biri olan hat, biraz daha modern ifade etmek gerekirse “kaligrafi” olarak da adlandırılabilir. “İşaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı” olarak tanımlanan ‘hat’, matbaanın keşfinin de öncesine dayanıyor.

Sadece bizde değil dünya genelinde popüler olan bir sanat olan hat; İslam Hat Sanatı, Arap Hat Sanatı, Pers Hat Sanatı, Japon Hat Sanatı, Çin Hat Sanatı ve Batı Hat Sanatı şeklinde sınıflandırılabilir. Özellikle güzel yazı yazabilme konusunda dahi başarılı olamayanların hayran olduğu hat, şu anda Avrupa’da da tipografi başlığı altında çok popülerleşmiş durumda. Sabırsız biriyseniz, aman sakın niyetlenmeyin diyoruz.

2. Huzurun Doruğuna Çıkmak İçin: Ebru

Tasavvuf kültürünün en başarılı örneklerinden biri ebru sanatıdır herhalde. Doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olan ‘ebru’nun ilk olarak hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekte. Günümüzde çalışmalarına devam eden birçok başarılı ebru ustası bulunuyor.

Ruhu dinlendirdiği ve beslediği söylenilen ebruyu yapmak için ilginç malzemeleriniz olması gerekiyor. Kağıt, su ve toprak boyanın yanı sıra; kitre, deniz kadayıfı, at kılı, gül dalı ve bir kez kokusunu duyduktan sonra asla unutamayacağınız öd. Zahmetli bir hazırlık ve yapım aşamasına sahip olan ebru sanatını icra ederken mucizeler yarattığınız hissine kapılmanız pek olası.

3. Bir Toplumun Kültürünün En Güzel Yansıması: Minyatür

Bir sabır örneği daha; minyatür. İnce işlenmiş küçük boyutlu resimlere verilen ‘minyatür’ ismi, önce Doğu sonra Batı’da olmak üzere çok eski yıllardan beri yapılmakta. Minyatür sanatı öyle hassas çizgi ve desenlere sahip ki, geçmişte ince ayrıntıları işlemek için yavru kedilerin tüylerinden yapılan ve “tüykalem“ denen çok ince fırçalar kullanılırmış.

Bir toplumun kültürünün direkt yansımalarını görebileceğimiz minyatürler genellikle; savaş, düğün, tören, destan, aşk ve felaket konularını ele alır. Perspektifin günah sayıldığı için kullanılmaması Osmanlı minyatür sanatının gelişimine yön veren önemli etmenlerden biri.

4. Şimdilerde Şanslıysanız Bit Pazarlarında Karşılaşabileceğiniz Sanat: Çini

Cami, çeşme, türbe, köşk vb. yapıların iç ve dış süslemeleri için kullanılan seramiklerden tanıyoruz çini sanatını. Geçmişi Karahanlılar’a dek uzanan ‘çini'; pişirildikten sonra toprağa şekil verilerek elde edilir. Aynı zamanda fayans, porselen tabak, seramik gibi eşyaların süslenmesinde kullanılan kaplama malzemesi ve bu malzemeyle işlenmiş eşyalar da çini sınıfına girmektedir.

Ünlü İznik çinilerini duymayan yoktur. Şanslıysanız baktıkça hayran kalacağınız çini örneklerini, bit pazarları ve antikacılarda görebilirsiniz.

5. Ne Kadar Altın O Kadar Tezhip

Osmanlı zenginliğinin (çeşitlilik anlamında değil, reel anlamda zenginlik) tam anlamıyla ispatı olan tezhip sanatının ana malzemesi; altın. ‘Tezhib’in kelime anlamı ise altınlamaktır. İlk olarak hat sanatında kullanılarak ortaya çıkan tezhip, eserlerin etrafının altın ile işlenmesine deniyordu. Basit bir anlatım, simetri, bitki formları ve desenler tezhibin temel öğelerini oluşturur.

Tezhip sanatı zaman ve sabrın yanında para da gerektiren bir mecra. İlginç bir bilgi vermek gerekirse; tezhip sanatıyla meşgul olanların uzun ömürlü olduğuna inanılır. Nedeniyse; çiçeklerin, yaprakların kenarlarına muazzam incelikteki kontürler çekilirken ellerin titrememesi gerekmektedir, bunun ise tek çözümü nefes kontrolü hatta daha az nefes alıp vermektir. Böylece kişi bir nefes egzersizi ile vücut ritmini kontrol altına alır. Günümüzdeki ‘yoga’ya benzetebiliriz.


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.