MAKALELER SANAT TARİHİ Avrupa Resim Sanatında Barış, Bolluk, Adalet ve Zeytin

Avrupa Resim Sanatında Barış, Bolluk, Adalet ve Zeytin

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Avrupa Resim Sanatında Barış, Bolluk, Adalet ve Zeytin
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

"Zeytinin evrensel bir sembol olarak benimsenmesini fiziki özelliklerinden bağımsız düşünemeyiz."

 

Avrupa resim tarihinde din dışı konularda resim yapmak geleneği Rönesans döneminde Antik kültüre duyulan ilgi nedeniyle öncelikle mitolojik konuların ele alınmasıyla yeniden başlamıştır. 17. ve 18. yüzyıl resim geleneği içinde ise yukarıda sözü edilen iki konudan farklı olarak yeni konulara ilgi başlar.

Bu yüzyıllar Avrupa’da burjuvazinin geliştiği ve güçlendiği dönemlerdir. Bir yandan bu yeni sınıf, bir yandan da kilise karşısında bağımsızlık kazanmaya başlayan aristokrasi artık sanatın yeni alıcılarıdır. Bu yeni müşterilerin yaşadıkları dünyaya dair ilgileri farklıdır. Kurmaya çalıştıkları yeni dengeler içinde din dışında bazı değerleri vurgulamak isterler.

Rönesans’la başlayan reform ve aydınlanma düşüncesiyle devam eden bu yeni süreç insana ve toplumlara dair bazı değerlerin anlatılmasını önemli bulur ve bu önemi sanat aracılığıyla vurgulamayı dener. Barış eşitlik, adalet gibi soyut kavramlar resim sanatının konusu olur.

Zeytin bu kavramların pek çoğu için görsel bir semboldür. Bu nedenle de özellikle 17. yüzyıldan itibaren bu insani değerlerin alegoriler ve semboller aracılığı ile anlatıldığı resimlerde sık sık zeytin dalı kullanılmaya başlanır.

Zeytinin evrensel bir sembol olarak benimsenmesini fiziki özelliklerinden bağımsız düşünemeyiz. Zeytin ağacına ilahi bir yan atfedilmesi ve birçok mitolojik ve dini öyküde de zeytinin bu denli yaygın olarak kullanılması, zeytin ağacının dört mevsim boyunca yeşilliğini koruması, köklerinin derinlere bağlı oluşu, gövdesinin sağlamlığı, yüzlerce yıl yaşayabilme özelliği, öldü sanıldığı zamanlarda bile yeniden yeşerebilme gücü, yerleşik bir düzen gerektirmesi ve insanlığa sunduğu nimetlerin zenginliği ile mutlaka çok yakından ilgilidir.

Bu özelliklerle yakından ilişkili olarak “Athena’nın insanlığa zeytin ağacı hediye etmesi” ve “Tufanın sona erişi” öyküleri gibi iki izlekten günümüze kadar gelen son derece zengin bir geçmiş vardır. Zeytin için “barış ağacı” ifadesini ilk kez kullanma onuru ünlü Romalı şair Vergilius’a aittir. Vergilius, Aeneas destanının birçok yerinde “barış ağacı”nı zeytinle eş anlamlı olarak kullanmıştır. O günden beri zeytin ağacı öncelikle barışı çağrıştırır.

Zeytin ve imgesinin barış sembolü olarak kullanılması Klasik Yunan döneminde başlamış, kahramanların ellerinde, başlarında gördüğümüz zeytin dalları, zeytin yaprakları, öykü içinde sembolik bir anlam kazanarak barışın, düzenin yeniden kurulmasının simgesi olarak yer almıştır. Hıristiyan ikonografisinde de gördüğümüz zeytin imgeleri zengin sembolik anlamlarla yüklüdür. Tanrının ilk günah dolayısıyla insanlığa olan kızgınlığının İsa’nın doğuşuyla sona erdiğine inanılır. Bu anlamda Hıristiyanlıkta zeytin imgesini Tanrı ile insanlar arasında yeniden kurulan barışın, yeryüzünde Tanrının egemenliğinin kabul edilişinin sembolü olarak okumak mümkündür.

18. yüzyıldan itibaren Avrupa sanatında zeytin imgesi kökeni mitolojik veya dinsel bir öyküye doğrudan bağlanmayan kişilerin ellerinde ve başlarında yaygın olarak kullanılmaya başlanır. Betimlenen sahnedeki zeytin imgesi bilinen bir öykü ile ilişkilendirilemese de, anlatılmak istenenin barışla ilgili olduğu kolaylıkla anlaşılır.

Barış sözcüğü basit bir ateşkesten öte anlamlar taşımaktadır. Zeytin imgesinin değişik dönemlerde görselleştirilmiş örneklerinde kullanılan konulara bakarak ne kadar farklı yönleriyle ele alındığını görebiliriz.  Bugün benimsediğimiz anlamıyla barış kavramının oluşmasını bu resimlerde zeytin imgesinin kullanıldığı sahneleri inceleyerek ele alabiliriz.

Aydınlanma ile birlikte Avrupa sanatında akıl tanrıçası Athena ve onunla ilgili öyküler yeniden popüler olur. Bu dönemde zeytin ağacı Athena’nın temsil ettiği değerlerin; giderek anlamları birbirlerinden ayrılmaz hale gelen akıl, sağduyu düzen ve barışın sembolü olarak kullanılır. Sürüp giden savaşlar içinde altüst olan Avrupa’nın gereksinim duyduğu her türlü umut zeytin sembolüyle anlatılabilmektedir. Bugün yeryüzünde pek çok kimse Athena’nın kutsal ağacıyla, hatta Nuh’a gagasındaki zeytin dalı ile geri dönen güvercinle ilgili öyküyü hiç duymamış olsa bile zeytin dalının ne anlama geldiğini çok iyi bilir. Yeryüzünde düzen ne zaman savaşlarla tehdit edilse, aklın ve sağduyunun yeniden hâkim olmasına gerek duyulsa zeytin insanlar için barış ümidini, hayatın sürüp gideceğine olan inancı yeşertecek bir sembol olarak gündeme gelir. Binlerce yıldır olduğu gibi...



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.