14Aralık2017

MAKALELER TARİH Bizans Kaynaklarında Türkler

Bizans Kaynaklarında Türkler

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Bizans Kaynaklarında Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Sayfa 26
Sayfa 27
Sayfa 28
Sayfa 29
Sayfa 30
Sayfa 31
Sayfa 32
Sayfa 33
Sayfa 34
Sayfa 35
Sayfa 36
Sayfa 37
Sayfa 38
Sayfa 39
Sayfa 40
Sayfa 41
Sayfa 42
Sayfa 43
Sayfa 44
Sayfa 45
Sayfa 46
Sayfa 47
Sayfa 48
Sayfa 49
Sayfa 50
Sayfa 51
Sayfa 52
Sayfa 53
Sayfa 54
Sayfa 55
Sayfa 56
Sayfa 57
Sayfa 58
Sayfa 59
Sayfa 60
Sayfa 61
Sayfa 62
Sayfa 63
Sayfa 64
Sayfa 65
Tüm Sayfalar

Bizans Kaynaklarında Türkler (Menandros Protektor ve Theophylaktos Simokattes)

ÖNSÖZ

İslamiyet Öncesi Türk tarihi üzerine araştırmalarda bulunan ilim adamları, bu sahanın kaynaklarının neredeyse tamamına yakınının yabancı dillerde yazıldığını takdir etmişlerdir. Farklı kıtalarda etkili siyasi teşekküller meydana getiren Türklerin tarihini  yazmak için pek çok kaynak diline hâkim olmak gerekir. Rahmetli Z. Velidi TOGAN Türk tarihi ile ilgili akademik çalışmalar yapacak olanların mutlaka yedi dil bilmeleri gerektiğini ifade etmiş ve bu dilleri şu şekilde sıralamıştır: Çince, Arapça, Farsça, Rusça, Almanca, İngilizce ve Fransızca. Görüldüğü gibi günümüz şartlarında bu dillerin hepsini bilmek oldukça güçtür.

Bizde bu çalışmalara bir katkı olması, Bizans Kaynaklarında tarihimizle ilgili bilgilerden istifade edilebilmesi amacıyla bunları Türkçemize kazandırmayı hedefledik. Kullandığımız eserlerin aslı Grekçedir. Bu kaynaklardaki tarihimizle ilgili bilgiler şimdiye kadar orijinal dilinden henüz tercüme edilmiş değiller. Elbette tercümenin tercümesinde hatalar veya anlam kaymaları olabilir. Fakat ne olursa olsun bu bilgilerin hiç değilse batı dillerine yapılan çevirisinden Türkçeye kazandırılması gerekmektedir.

Hazırladığımız bu kitap iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda Menandros Protektor'un hayatı, eseri ve Türklerle ilgili verdiği bilgiler yer almaktadır. İkinci  kısımda ise Theophylaktos Simokattes'in hayatı, eseri ve Türk kavimleri hakkındaki malûmatın çevirisi bulunmaktadır. Gerek metin içinde gerekse dipnotlarda asıl metne sadık kalmak suretiyle, bu kaynakları İngilizceye çeviren müelliflerin dipnotlarının haricinde, araştırmacıların ve okuyucunun eseri daha iyi anlaması için, açıklamalar ve eklemeler yapılmıştır.

Bu eserin oluşturulmasının gayesi Türk tarihi ve Bizans tarihi üzerine yapılan çalışmalara bir katkı sağlamaktır. Elbette yeterli olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Ancak eksiklikleri ve hataları ile beraber bir boşluğu dolduracağına olan inancımız tamdır. Eserin ortaya çıkmasında büyük desteğini gördüğüm hocalarım Prof. Dr. Abdülkadir Donuk Bey'e ve Doç. Dr. Mualla U. Yücel Hanım'a çok teşekkür ederim. Ayrıca her daim maddi-manevi desteklerini hissettiğim Babam Hacı Şevki, Validem Kamile Kadın, ablam Tenzile ve ağabeylerim Recep ve S. Ahmet'e en içten saygılarımı ve şükran hislerimi belirtmek isterim.

GİRİŞ [1]

Anayurt Asya'da milat öncesi asırlara dayanan milli yaşam süreci, Türklerin milat sonrası batıya doğru başlayan ve farklı mecralara doğru kayan yeni yaşama biçimleri ile devam etmiştir. Yeni yurtlar, yeni otlaklar, yeni ülkeler belki de yeni vatanlar bulma gayesi ile birkaç asır boyunca devam eden bu göçler günümüz Moğolistan içlerinden başlayarak Hazar Denizi ile Ural-Altaylar arasında kalan ve tarihte Kavimler Kapısı olarak adlandırılan yol güzergâhı üzerinden gerçekleşmiştir. Hazar Denizinden başlamak suretiyle Karadeniz'in kuzeyinden Karpat Havzasını da içine alacak şekilde Transilvanya ovalarına kadar uzanan sahalarda cereyan eden yürüyüş, bu coğrafyanın kaderini de derinden etkilemiştir.

Öncelikle IV. asırda Hunların başlattığı bu tarihi adım Sabarlar, Kutrigurlar, Utigurlar ve VI. asırda Avarlar ile devam etmiştir. Daha sonraki dönemlerde bu toplulukları diğer Türk kavimlerinden Bulgarlar, Hazarlar, Peçenekler, Oğuzlar ve Kumanlar takip etmişlerdir. Doğu Avrupa'ya gelen Türkler bölgedeki diğer kavimlerle giriştiği mücadeleler sonucunda büyük kazanımlar elde etmişlerdir. Özellikle bu coğrafyada geçici olmadıklarını, bu sahalara yurt tutmak üzere geldiklerini hasımlarına kabul ettirmişlerdir. Dönemin güçlü devleti ve bölgenin hâkimi şüphesiz Bizans'tır.

Uzun yıllara dayanan ve yerleşik hayatın gereklerini yerine getirmiş ve kurumları ile bunu devam ettiren bir yapıya sahip olan Bizanslılar, kısmen tanıdıkları Türkleri bu göçler sayesinde daha yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır.

Roma ve daha sonra Bizans imparatorları, gönderdikleri elçiler vasıtası ile Türklerin siyasi, sosyal, askeri ve idari yapısını öğrenmeye çalışmışlardır. Karşılıklı elçilerin gidip gelmesi bu tanımayı artırmakla beraber, mücadeleler esnasındaki ikili ilişkiler, alışverişler, ticaret, diğer topluluklarla olan münasebetler ve askeri işbirlikleri ile imparatorların Asya'dan gelen bu güçlü kavme olan yakın ilgisi, Bizans müelliflerinin de dikkatini çekmiştir. Akabinde gerek elçi olarak gidenler, gerek Türk topluluklarının kendi yaşam alanlarına müdahil olmasına şahit olanlar ve de kilise tarihlerini kayıt altına alan müverrihler; Türklerle ilgili geniş malûmat bulabileceğimiz eserler vücuda getirmişlerdir. İslamiyet öncesi Türk tarihi üzerine yapılan araştırmaların büyük kısmı Bizans kaynaklarından istifade edilerek hazırlanmıştır.

Özellikle bu kaynaklar özel isimlerin kaydedilmesi bakımından Çin yıllıklarına göre daha kıymetlidirler [2].

Bununla beraber Türk tarihinin önemli kaynaklarının bir kısmını da Çin [3], Rus [4] ve Arap [5] kaynakları oluşturmaktadır. Bu konuda oldukça geniş araştırmalar ve tercümeler yapılmış ve yayınlanmıştır [6].

Türk tarihi hakkında en eski bilgileri Herodot'un İskitya'dan bahsettiği bölümde bulmak mümkündür [7]. Sonrasında Pomponius Mela [8], Strabon ve Plinius'un eserlerinde muhtemelen Türklere ait olduğu düşünülen bilgiler mevcuttur.

Milattan sonra ikinci yüzyılda Ptolemaios ve Dionysios Periegetes Hazar Denizi çevresine yayılan Hunlar hakkında bilgi vermektedirler. Yine Ermeni kaynaklarından Agathangelo'nun 456 yıllarında kaleme aldığı eserde, daha sonra aslında Grekçe yazılan fakat Ermeniceye çevrilen Symeon Metaphrastes'in eserinden Hunların İran ile savaşları ve bunlar arasındaki Hıristiyan propagandaları hakkında bilgilere rastlamak mümkündür [9]. Yine Koreneli Moses'in "Ermeni Tarihi"'nde ve son olarak Elisée'nin M.S. 450 yıllarında meydana gelen Sasânî-Ermeni savaşlarından bahsettiği bölümde Hunlar ve Kafkaslardaki Türk boyları hakkında bilgi edinilebilmektedir [10]. Şimdi okuyucunun Türk tarihi kaynakları hakkında bir fikir sahibi olması amacıyla Doğu Avrupa Türk tarihi hakkında bilgi veren diğer Grek, Latin, Bizans ve Ermeni kaynaklarının bir kısmını burada belirtmekte ve tanıtmakta fayda vardır. Bu eserlerin bir kısmı çok orijinal bilgiler ihtiva etmekte, bir kısmı kendinden önceki kaynakları tekrar etmekte, bir kısmı ise sadece birkaç cümle bilgi vermektedir. Ancak ne olursa olsun bu kaynakların bilinmesi Türk tarihi açısından son derece ehemmiyetlidir.

Ammianus Marcellinus: Ammianus Marcellinus (IV. asır), Grek Antiocheia (Antakya) bölgesinden Orontes'li Roma tarihçisidir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekte, 322-400 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Döneminin birçok savaşlarına yüksek rütbeli subay olarak katılmış, müşahedelerini de kaleme almıştır. Res Gestae adlı 31 kitaptan oluşan, Latince olarak kaleme aldığı Roma Tarihi mevcuttur. Eser, Tacitus'un eserinin devamı olup, İmparator Nerva'nın ölümünden (98) İmparator Valens'in (364-378) ölümüne (378) kadar olan hadiseleri ihtiva etmektedir. Fakat yazdıklarının çoğu günümüze intikal etmemiştir. Yalnız 353 yılından sonraki dönemin anlatıldığı 18 kitap (XIV-XXXI. kitaplar) bulunmaktadır [11]. Ammianus Marcellinus'un Res Gestae adlı tarihi eseri Türk tarihi bakımından oldukça önemlidir. Hunların Avrupa önlerinde görüldükleri ilk devirlerine dair malûmat veren ilk Roma kaynağıdır. Hunların Alanları hâkimiyet altına alarak Don Nehri üzerinden Avrupa içlerine ilerlemeleri, Gotları mağlup etmeleri, kültürleri, âdetleri ve sosyal hayatlarına dair enteresan bilgiler ihtiva etmektedir. Bu eser John C. Rolfe tarafından İngilizceye tercüme edilerek üç cilt halinde 1935 yılında İngiltere'de yayınlanmıştır [12].


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.