14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

Tarihte büyük uygarlıklar kuran ve uzun bir geçmişe sahip olan Türkler hakkında batılı ve doğulu klasik kaynaklarda pek çok bilgi yer almaktadır. Bu kaynakların bir kısmı çok abartılı, gerçeklerden uzak, subjektif ve menfi düşünceler içerirken kimi de objektif ve müsbettir. Türkler hakkındaki en eski bilgiler, Çin ve Arap kaynaklarında yer almaktadır. Ortaçağdan itibaren ise Avrupa kaynaklarında da genişçe yer alan Türkler, daha çok saldırgan ve düşman konumunda zararlı bir toplum olarak yansıtılmıştır.1 Doğu ve Batı kaynaklarında yer alan Türklerle ilgili menfi bakış açısına rağmen İbn Hassûl2 ve Câhız3 gibi doğulu yazarlar Türkleri müspet değerlendiren eserler yazmışlardır.

Arapların Türkler hakkındaki kanaatlerini, İslâm öncesi ve sonrası diye iki döneme ayırmak mümkündür. Zira Arapların, Türklerin müslüman olmadan önceki durumları ile ilgili kanaatleri genellikle olumsuzdur. Türkler hakkında bilgi veren Arap kaynaklarını; tefsir ve hadis kitaplarının yer aldığı dini kaynaklar, seyahatnameler ve ansiklopedik edebi eserler, tarihî ve coğrafî kaynaklar ile diğerleri olarak dört ana kısma ayırmak mümkündür.4

Türklerin Adı ve Soyu

Doğu ve batı kaynaklarında "Türk" adının nereden geldiği ve Türk soyunun nereye dayandığı konusu üzerinde uzunca durulmuştur. Klasik dönem Arap yazarları da bu konuyu değişik açılardan ele almıştır. Örneğin Câhiz, Türklere Türk adının verilmesi konusunda şunları aktarmaktadır: "İskender Zulkarneyn taaarruz etmeye cesaret edemediği Türkleri, "onları bırakın"5 demesi neticesinde Türk adını alan milleti sen ne zannediyorsun?"6 Câhız'ın bu açıklamasının bilimsel bir yanı bulunmamaktadır. Diğer taraftan Kaşgarlı Mahmud, hadis olduğunu ifade ettiği bir söze dayanarak, Türk adının Allah tarafından Türklere verildiğini belirtmektedir.7

İslâmi dönemin başlangıcından itibaren Türk terimi, Müslüman olmayan kafir Türkler için kullanılmıştır. Türk kavramına yüklenen bu anlam sebebiyle, Arapça kaynaklarda Türklerin soyu, adetleri, yaşadıkları yerler hakkında doğru olmayan, abartılı ve olumsuz bilgiler aktarılmıştır.

Türklerin soyu, hangi nesilden geldiği konusu Arapça kaynaklarda, daha çok Hz. Nuh'un oğulları ile ilgili bilgiler verilirken ele alınmıştır. Örneğin Arap tarihçilerinden Taberi Tarih'inde Hz. Nuh'un oğlu Yâfes'in Türklerin atası ve Ye'cuc-Me'cuc kavminin Türklerin amca oğulları olduğunu kaydetmektedir.8 Hz. Peygamberin hadislerinde kıyamet belirtilerinden kabul edilen Ye'cuc ve Me'cuc kavminin Çinliler olduğunu farzeden bazı Arap müellifler, onlara yakın topraklarda yaşayan Türkleri de Ye'cuc ve Me'cuc'un akrabaları kabul etmişlerdir. Bunun sonucunda Türklere karşı olumsuz bir kanaat oluşmuştur. Türklerin Yecuc-Me'cuc ile akraba olduğu, hatta bizzat bu toplumun Türkler olduğu tefsir kitaplarına dahi girmiştir.9

Türk adına ilişkin Arapça kaynaklarda İran menşeli bir takım rivayetlere rastlanmaktadır. Bunlara göre Türk adı Hükümdar Feridun (Thraetaona)'un oğlu Turac ve Tûr'dan geldiği şeklinde rivayetler bulunmaktadır.10


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.