14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 12

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 12

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

Konuyla ilgili, Amr b. Tağlib'den nakledilen bir hadiste Türklerle savaşmadan kıyametin kopmayacağı belirtilmekte ve Türklerin fiziki özellikleri şöyle sıralanmaktadır: "Kıyametin kopmasının şartlarından biri de kıldan yapılmış çarıklar giyen bir kavimle (Türkler) savaşmanızdır. Sizlerin geniş yuvarlak yüzlü, yüzleri (örs üzerinde döğülmüş ve) üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibi bir kavimle (Türkler) savaşmanız kıyamet alametlerindendir."98 Ayrıca Ebu Hureyre'den nakledilen diğer bir hadiste de Hz Peygamber, "sizler küçük gözlü, kırmız benizli, yatık burunlu, çehreleri sanki örs üstünde döğülmüş ve üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibi bir kavimle (Türkler) savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Sizler kıldan çarık giyen bir kavimle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır" demektedir.99

Bu tür hadisler diğer bir önemli hadis kitabı Sahihu Müslim'de de yer almaktadır. Çoğunlukla Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği ve lafız ve muhteva bakımından Buhâri ile benzer olan bu hadisler beş adettir.100 Bu hadislerin yer aldığı bir başka eser, Ebu Davud'un Sünen'idir.101 Bu eserdeki dört hadisin ikisi Buhâri ve Müslim'deki hadislere benzemekle birlikte, diğer ikisi lafız ve muhteva bakımından bir ölçüde farklıdır. İbn Mace'nin Sunen'inde de biraz farklı bir ilave bulunmaktadır.102 Geniş yüzlü, küçük gözlü ve kıldan çarıklar giyen kavim konusu Hz. Peygamberin miraca çıkışıyla ilgili rivayetlerde de yer almaktadır.103 Türklerin soyu ile ilgili başlıkta sözü edilen Kantûra oğulları ifadesi kimi hadislerde yer almaktadır.

Türklerin fiziki özellikleri, göz ve derileri gibi bir takım fiziki özelliklerine dair sahabi sözleri de bulunmaktadır. Örneğin Hz. Ömer Türkleri katır boncuğu gibi gözlere sahip bir toplum olarak tanımlamaktadır.104 Yine Hz. Ömerle Türk bölgelerine sefer yapan komutanı Ahnef b. Kays arasındaki yazışmalar, o dönemde Arapların Türkler hakkındaki düşüncelerini kavramakta bize yardımcı olacak niteliktedir. Ahnef b. Kays Hz Ömer'e yazdığı bir mektubunda fetihler hakkında bilgi verdikten sonra, Ceyhun nehrini geçerek Türklerin oturdukları yerleri fetih için Hz. Ömer'den izin istemiştir. Ancak Hz. Ömer sahabelerle istişare yaptıktan sonra, Ahnef'in daha ileri, Türklerle meskun bölgelere gitmesine izin vermemiştir. Taberi'nin aktardığına göre Hz. Ömer şöyle demektedir: "Ceyhun nehrinin ötesine geçmeyin Nehrin beri tarafında kalınız. Horasan'a hangi şartlarda girdiğinizi iyi biliyorsunuz. Böylece zaferinizi sürdürmüş olursunuz. Nehrin öte tarafına geçmeyiniz, sonra darmadağın olursunuz."

Özetle gerek Hz. Peygamberin hadislerinde gerekse o dönem sahabilerinin anlayışlarına göre Türkler çekik gözlü, kırmızı benizli, değirmi ve geniş yüzlü yatık ve küçük burunlu bir toplumdur. Onlara dokunmak ve mücadele etmek, çoğu kez müslümanların yararına olmayacaktır.105

Türklerin fiziki özelliklerine diğer kaynaklarda yer vermektedir. Türkler hakkında övgü dolu bir eser yazan İbn Hassûl, Allah'ın Türkleri arslan suretinde, yüzlerini enli ve burunlarını basık yarattığını ifade etmektedir.106

Kaynaklarda Türklerin İnançları

Türklerin inançlarına gelince, eski kaynaklar onları onlar Allah'a inanmayan ve ateşi ilah kabul eden bir toplum olarak tanımlar.107 Türk bölgelerine giden İbn Fadlan Temim b. Bahr elçiler, Türklerin ateşe taptıklarından söz etmektedir. Temim b. Bahr Türklerin çoğunun mecusi inancına bağlı olduğunu ve ateşe taptıklarını, bazılarının Mâni dinine inanan zındıklar olduklarını belirtir. 108 İbn Fadlan ise onların hiçbir dinle ilgisi olmadıklarını, Allah'a inanmadıklarını akıllarına danışmadıklarını belirtir. İbn Fadlan bu konuda şunları aktarır:

"Büyüklerine erbab adını verirler. Bir istişare esnasında, reisine 'ey Rab şu meselede ne yapalım' diye sorar. Bir inanç olarak değil de, müslümanlara yaklaşmak için 'la ilahe illallah Muhmmedun Rasulullah' dediklerini duydum. Aralarında bir haksızlığa uğradığında veya hoşlanmadığı bir iş başına geldiğinde, başını göğe kaldırıp 'Bir Tanrı' der. Bu Türkçe 'billahi vahid' demektir. Zira "bir" "vahid" ve "Tanrı"da Türk dilinde Allah anlamına gelir."109


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.