14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 15

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 15

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

Miski giyim eşyası, halı kilim gibi ev eşyası gibi pek çok şey Türk bölgelerinden Arap bölgelerine getirildiği gibi, develer, atlar, şahin ve atmacalar da getirilmiştir. Bu atlar içinde Türk bölgesinde yetiştirilen Birzun cinsi atlar çok meşhurdu.131 Ancak Türk bölgesinin vahşi hayvanları küçüktür ve haşere ve sürüngen gibi bücekler Türk bölgesinde yaşamaz. Tahtadan yaptıkları kulübelerde yaşarlar ve bunları öküzlerin çektiği arabalarla bir yerden diğerine taşırlar. 132

Edebiyat kitaplarında Türk bölgelerinde yaşayan bir takım hayvanlardan da bahsedilir. Örneğin el-Müstazraf, fareye benzer bir hayvan olarak tanımladığı sincabın Türk bölgelerinde yaşadığını, insanı görünce kaçtığını, fare gibi güçlü bir algılamaya sahip olduğunu, derisi güzel olduğundan kürk yapıldığını aktarır.133 Ayrıca Mustazraf'ta Türk bölgelerinde yaşayan boynuzunda pek çok dalları olan geyiğe benzeyen bir başka hayvandan söz edilmektedir.134

Türklerin avcılık ve savaşlarla geçindiklerine ilişkin olarak el-Hamevî, şunları yazmaktadır. "Türklerin bir çocuğu olunca onu buluğa erişinceye kadar, bakar büyütür. Buluğa erince ona bir ok ve yay verdikten sonra evden çıkarır. Ona, 'her şey sana helal olsun, başının çaresine bak' diyerek bıraktığı çocuk, artık o evin halkından değil yabancı bir kimse gibi olur."135 Bu değerlendirmeye karşı, o dönemdeki tüm Türklerin bu şekilde davrandığını söylemek mümkün değildir. Zira bu gibi değerlendirmeler bir kişinin subjektif bakışını yansıttığı için pek kabul edilmemektedir.

Türk bölgelerine yapılan akınlar sonucunda binlerce köle Arap topraklarına getirilmiştir. Ali b. İsa Türk bölgelerine yaptığı bir savaşta kırk bin Türkü öldürmüş binlercesini de esir almıştı.136 Türk köleler hem güzellikleri hem de iyi ve sadakatle hizmet ettiğinden tercih edilmişlerdir.137 Bu sebeple diğer kölelere göre yüksek ücretle satılmışlardır. İbn Havkal Türk köleleri hakkında şunları kaydetmiştir: "En makbul köleler Türk ülkelerinden gelir. Yeryüzünde onların bir eşi yoktur. Değer ve güzellik bakımından kimse onlara yaklaşamaz. Horasan'da Türk köleler de cariyeler de üç bin dinara satılırlar. 138 Hükümdarları Türkleri özel muhafızları ve hizmetkarları yapmışlardır.139 Örneğin Ebu Osman Saîd et-Türkî, Abdullah b. Malik'e hizmet etmiştir. Öte yandan bazı kaynaklarda "Gulam Türkî" adı verilen bu genç kölelerin güzelliğini ve hizmet edişlerini öven şiirler yer almaktadır.140

Sonuç olarak, Câhiliye dönemi şiirleri ve Arapça eski kaynaklardan, Arap toplumunun çok eski dönemlerden itibaren Türkleri tanıdıkları ve onlar hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca Arapların Türk çadırı, oku, develeri ve atlarını kullanmaları, Türk köleleri satın almaları onların Türkler hakkında bilgi sahibi olduğunu göstermektedir. Bunların yanı sıra Türk bölgelerine giden Arap tüccarlar ve Arapların İran'la ilişkileri de Arapların Türkleri tanımasına ve onlarla ilgili pek çok fikir edinmelerine yol açmıştır. Ancak Araplarda Türkler hakkında oluşan bu fikirler genellikle müspet değildir.

Miladi VI ve X. yüzyıllar arasında telif edilen kimi Arapça kaynakların Türkleri olumsuz tanımlamalarının en önemli sebepleri arasında, Türklerin o dönemde henüz müslüman olmamaları bulunmaktadır. Daha sonraki yüzyıllarda telif edilen ancak bu çalışmada ele alınmayan Arapça kaynaklarda, müslüman olduktan sonra Türklerin İslâm'a hizmetlerini öven sayısız ifadeler bu tespiti doğrulamaktadır. Ayrıca, özellikle Emeviler döneminde Türk bölgelerini fetih için yapılan kanlı savaşlar da Arapların Türkleri kötü tanımalarına yol açmıştır. Bunun sonucunda bir kısmı hadis olarak aktarılan ve Türkleri kötüleyen pek çok ifade kaynaklarda yer almıştır. Kimi güvenilir hadis mecmûâlarında da yer alan bu hadisler, hadis ilmi açısından doğrulukları şüpheli olsa da, o dönem Arap toplumunun bakış açısını yansıttığı için önem taşımaktadır. Bu hadislerde, Türklerin kıyametin kopmasından önce geleceği bildirilen Ye'cüc ve Me'cüc toplumuyla ayni soydan geldikleri, atalarının Hz. Nuh'un oğlu Yâfes olduğu, bunlarla savaşmadan kıyametin kopmayacağı belirtilmektedir.

Türklere saldırmayı ve onlar dokunmadıkça onlarla uğraşmayı yasaklayan diğer hadisler de, Türklerin güçlü ve sakınılması gereken bir toplum olduğu şeklinde yorumlanabilir. Diğer tarihi ve edebi kaynaklarda yer alan Türklere bu olumsuz bakışın, hadisler bağlamında oluştuğunu söylemek mümkündür. Ancak Türklerin zalim, gaddar, kan dökücü, barbar, hatta birbirlerini dahi yiyebilecek bir toplum olarak yansıtılması doğru olmasa da, kaynaklarda yer alan bir vakıadır.


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.