14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 7

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 7

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

Kimi Câhiliye dönemi şiirlerindeki ifadeler52 ve Sasânî ordusunda Araplara karşı çarpışan Türklere dair rivayetler,53 Arapların İslâm'dan önceki dönemde de Türkleri tanıdığını göstermektedir. Çok seyrek olan doğrudan ilişkiler dışında, Arapların Türkler hakkındaki bilgileri, İpek yolunun uzun yıllar Türk kontrolünde olması ve Basra ve Medâin gibi dönemin ünlü ticaret merkezlerinde, Türklerle yakın ilişkisi bulunan İranlıların aktarmaları sonucunda elde ettiklerini söylemek mümkündür. Ayrıca Arabistan'da Türk çadırlarının kullanıldığı kaynaklar bildirmektedir.54 Bazen Hz. Peygamber bazen de sahâbilerin Türk çadırlarında itikafa girdiklerini kaydetmektedir.55

Arapça klasik tarih kitaplarından Taberi, Türklerle Arapların ilk karşılaşmalarının Ceyhun nehrini geçerek Maveraünnehrin iç kısımlarına ilerlemek isteyen Ahnef b. Kays komutasındaki Arap ordularının Türk Hakanı ile Mervu'd-Rud'daki 642'deki çatışmaları olduğunu kaydeder.56 Daha önce ilk Arap-Türk karşılaşmasının, İslamiyet'i ilk kabul edenlerle, köleler, mevlalar, İslam ordusuna asker olarak katılanlarla gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Horasan valisi Ubeydullah b. Ziyad'ın Buhara'dan getirdiği ikibin okçu arasında Türklerin bulunması mümkündür. Ayrıca kaynakların,57 Ubeydullah'ın, Raşit et-Turkî isimli bir mevlasının olması bu ihtimali güçlendirmekte. olduğu gibi bu kanaati atasözlerine dahi geçen Türklerin ok atıcılığında uzman olmaları da desteklemektedir.

Arapların Türklerle savaşı hakkındaki bilgilere sadece tarih kaynaklarında değil hadis kaynaklarında da rastlamaktayız. Örneğin Mesleme n. Abdulmelik'in Türklerle savaşıyla ilgili şu rivayet Türk-Arap ilişkilerinin şekline de ışık tutmaktadır: "Zeyd b. Muhammed'den, Mesleme b. Abdulmelikle beraber Türklere karşı bir savaşta idim. Hakan'ın elçisi Mesleme'yi tehdit etti ve ona Ben Türk'üm diyerek bir mektup yazdı. Bunun üzerine Mesleme de Ben de Arab'ım, yani Kays'ım diye cevap yazdı."58

Arap-Türk ilişkilerinin Emeviler döneminde hayli sert geçmesinin ardından Abbasi döneminde, daha sıcak ilişkiler dönemi başlamıştır. Bu ilişkilerin artmasıyla birlikte İslam kültür dairesinin içine, yeni bir renk ve taze bir nefes olarak Türkler katılmıştır. Bu dönemde yetişen büyük Türk alimleri, Araplar nezdindeki Türk imajının olumluya dönüşmesine yardımcı olmuşlardır. Örneğin, hadis ve magazi alimi Ebû Mu'temir Suleyman b. Tarhan b. et-Teymî el-Basrî, Müfesir ve muhaddis olan Ebû Abdurrahman Abdullah b. el-Mubarek et-Turkî, Ebu İshak İbrahim b. el-Abbas M. B. Sul Tigin, Şâir Di'bel el-Huzâî gibi alimler eserleriyle ilim ve kültür hayatına önemli katkılar yapmıştır.59

Arapların Türklerle Savaşları

Arapların Türklerle yaptıkları savaşlar hakkındaki bilgilere eski tarih kaynakları genişçe yer vermektedir. Hz Ömer döneminden itibaren başlayan İran ve Türk bölgelerine yapılan seferlerde Türkler Arap ordularıyla karşılaşmıştır. Hz Osman ve sonraki Emevi idaresinde Türk bölgelerine yapılan seferlerin sayısı artmıştır. Taberi'nin Tarih'i, eş-Şeybâni'nin el-Kâmil'i, İbn Kesir'in el-Bidaye'si gibi Arapça tarih kaynaklarında genişçe Türklerle Arapların yaptıkları savaşlar genişçe yer almaktadır.60 Burada Arapça tarih ve coğrafya kaynaklarını telif edenlerin, büyük ölçüde milli duygularla, Türk-Arap ilişkilerini ve savaşları aşırı mübalağalı biçimde ve kendi lehlerine uygun olarak aktardıklarını ifade etmek gerekmektedir. Örneğin Horasan valisi Kuteybe b. Müslim etrafında büyük bir efsane oluşturulmuştur. Oysa Kuteybe Türk bölgelerine hücumlarında pek kolay zafer kazanmamıştır. Bu sebeple, VI-X. yüzyıl arasındaki Arap ilişkilerini incelerken sadece Arapça tarih kaynaklarıyla yetinmek sağlıklı sonuçlara ulaşmayı engelleyecektir. Bu durum Batılı araştırmacıların da dikkatinden kaçmamış ve konuyu çeşitli açılardan ele almışlardır. Arapça kaynaklardaki bilgileri Çin ve sınırlı sayıdaki Bizans kaynaklarıyla karşılaştıran bir kısım Batılı araştırmacılar, Arap tarihçilerin olayları nakletmede yetersiz olduklarını ifade etmektedirler.61 Önemli eksikliklerine ve Arap ordularının mağlubiyetlerini genellikle öne çıkarmalarına karşın, bir kısım tarihi kaynaklar, Arapların uğradıkları büyük yenilgileri aktarmışlardır. Hz. Osman döneminde, Abdurrahman b. Rebîa komutasındaki Arap ordusunun Türklere ağır mağlubiyeti ve Abdurrahman'ın şehit olması Arapları çok endişelendirmiştir. Hz. Osman dönemindeki Orta Asya'ya Arapların yaptığı birkaç sefer Türkler tarafından engellenmiştir. Bu ve diğer savaşlar Batılı tarihlerde de yer almaktadır. Sasâni, İrân ve Bizans ordularını mağlup eden Arapların Türklerin karşısında yenilgiye uğramalarını çağdaş batılı tarihçiler hayretle karşılamaktadır.62 Arap tarihçilerini tamamen reddetmek de doğru değildir. Aşırı mübalağaya rağmen Taberi ve İbnu'l-Esîr gibi klasik tarihçiler, Arapların yenilgilerinden de söz etmişlerdir.63


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.