14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 8

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 8

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

Hz Ömer döneminde Araplar, İran'ı fethinde, Horasan Türkleriyle karşılaşmışlardır. Hz Ömer döneminden Emevilerin yıkılışına kadarki süreç içerisinde Arapların Türklerle yaptığı savaşlar, Arapları olumsuz etkilemiş ve Türkleri "bir gün Arapların elinden hakimiyeti alacak, kafir oldukları için sonunda Allah'ın gazabına uğrayacak bir toplum" olarak tanımlamalarına yol açmıştır. Hz. Ömer'in de Türkler hakkındaki "Bu eziyeti çok ganimeti az güçlü bir düşmandır"64 sözü de bu anlayışın bir sonucudur. Hz Osman'dan sonra Muaviye, Yezid gibi Emevi hükümdarları ile Haccac, Huteybe b. Muslim gibi valilerin döneminde Türk bölgelerini ele geçirmek için zorlu savaşlar yapılmıştır. Bu savaşların çok zor geçtiği, binlerce kişinin öldüğü ve Arapların galip geldikleri savaşların ardından çok sayıda esirlerle ülkelerine dönmeleri dikkati çeken en önemli noktalardandır. Yine uydurma hadislerin daha çok Emevi döneminde ortaya çıktığı göz önüne alınırsa Türklerle ilgili olduğu söylenen hadislerin çıkış sebebini anlamak daha da kolaylaşır.

Yapılan savaşlarda Arapların Türklerden çok çekindikleri ve düşmanlık beslediklerine Ömer b. Abdülaziz döneminde geçen bir olay da ışık tutmaktadır. Ömer b. Abdülaziz diğer Emevi halifeleri içinde en çok adil ve gönlü merhamet dolu bir insandı. Arap-Türk ilişkilerini yumuşatabilmek ve Türkleri İslâm'a ısındırabilmek için, Türk bölgelerinden vergiyi kaldırmak, onlara hücum yapmamak gibi, pek çok barışçı çaba göstermiştir. Bir Arap orduları Türklerle yapılan savaştan pek çok esirle dönmüştür. Ömer b. Abdülaziz esirlerin öldürülmemesini, köle yapılmasını istemiştir. Bu emir üzerine esirleri getirenlerden birisi, 'ey Müminlerin emiri, eğer sen şu adamın savaşta müslümanları nasıl öldürdüğünü görseydin çok fazla ağlardın' deyince halife onun öldürmesine izin verdi ki, bu da onun öldürülmesine izin verdiği ilk esirdir.65

Kaynaklarda Arapların, Türk ve Rumları ortak düşmanları kabul ettiğine dair rivayetler vardır. Onlar düşmanları olan Türk ve Rumların yok olması için çalışırlar. Bu nedenle hadis kaynaklarında Türklerin yanı sıra Rumların da savaşacaklarına dair hadisler nakledilmiştir. Türklerle Rumların Arapların düşmanları olduğunu ifade eden şu rivayet hayli ilginçtir: Bazı Araplar yolda "Elif Lam Mim Türkler yeryüzünün en yakın yerinde mağlup oldular" şeklinde bir ayet okuyana rastladılar ve ona ayetteki lafız Türk değil Rum olacak deyince 'o da, Onların tümü düşmanımızdır. Allah onları yok etsin' diye cevap vermiştir.66

Arap askerleri kendilerini tümüyle dini bir savaş yapmaya inandırdıktan sonra Türklerle savaşa çıkarlardı. Bu konuda Hubeyb b. Mesleme'nin örneği ilginçtir. Türklerle pek çok defa savaş yapan Hubeyb yine bir savaşa gideceği sırada karısı nereye gittiğini ve nerede olacağını sorar. O da Tagut ve zalimlerle savaşmaya gittiğini söyleyerek buluşma yerinin, inşaaallah ya cennet ya da zalimlerin evleri olduğunu söyler. Karısı da ben her iki yere doğru geçeceğim' der. Hubeyb Türklerin evlerinin yanına geldiğinde karısını Türklerle savaşırken bulur.67

Arapların Türklerle yaptıkları savaşlar ve aldıkları yenilgiler, kaynaklardaki olumsuz kanaatlerin temel sebeplerinden biridir. Ancak daha sonraki yüzyıllarda, Abbasiler döneminde Arap-Türk ilişkilerinin savaşçı değil barışçı bir ortamda sürmesi, Abbasi ordusunda komutan ve asker düzeyinde pek çok Türkün görev alması, menfi kanaat ve bakışın değişmesini sağlamıştır. Özellikle Me'mun ve Mu'tasım döneminde hilafet ordusunun en mühim noktasını Türkler oluşturmuştur.68

Hz. Peygamber ve Türkler

Hz. Peygamber döneminde Türk Arap ilişiklerine baktığımızda çok net ve sağlam bilgiler vermek kolay değildir. Hz. Peygamberin Türkler hakkında bilgisi olduğuna işaret eden kimi rivayetler mevcut ise de, bunlar hadis eleştirmenlerince sağlam kabul edilmemektedir. Hadsiler dışında da Hz. Peygamberin Türkleri tanıdığına işaret eden olaylar vardır. Bunların en bilineni Hz. Peygamber Medine'yi savunmak için hendek kazılırken Türk çadırında oturması69 ve Türk çadırında itikafa girmesidir.70


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.