14Aralık2017

MAKALELER TARİH Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 10

Eski Arapça Kaynaklarda Türkler - Sayfa 10

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Eski Arapça Kaynaklarda Türkler
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Tüm Sayfalar

A- Araplara Türklerle iyi geçinmelerini tavsiye eden hadisler arasında, en meşhur olanı "Türkler size dokunmadıkça siz de Türklere dokunmayın" anlamındaki hadistir. Anlam aynı olmakla birlikte bu hadis, çeşitli lafızlarla rivayet edilmiştir.81 Örneğin bu hadis Ebu Davud'un Sünen'inde "Türkleri Savaşmaya Tahrik Etmeme" başlığında aktarılmaktadır.82 İbn Hassûl'un bu sözü Türklerin muteber bir millet olduğuna delil olarak yorumlaması ilginçtir.83

Bu konuyla ilgili bir başka rivayette şunlar aktarılmaktadır: "İbn Kal'a şöyle der: Bir gün Muaviye'nin yanında bulunuyordum. Ermenistan valisinden ona bir mektup geldi. Mektubu okuyunca kızdı ve katibini çağırdı. Ona mektubun cevabını şöyle yaz dedi. 'İdare ettiğin yerde Türkler yağma yaptıklarında, peşinden gidip aldıklarından bir kısmını kurtardığını belirtiyorsun. Anan seni kaybedesi! Bir daha böyle yapma, Onları herhangi bir şekilde harekete geçirme, aldıklarını kurtarmaya çalışma. Zira Peygamberden, onların yavşan otu biten yerlere kadar ulaşacaklarını duydum."84 Görüldüğü üzere bu rivayette Hz Peygamber, Araplara Türklerle iyi geçinmeyi öğütlemektedir.

Buna benzer diğer hadiste ise "Size dokunmadıkça, çökmüş olan kavme dokunmayın. Zira onlar yakında çıkacaklar, Fırat'a gelecekler. Öncüleri oradan su içecek en son gelen ise burada su vardı diyecektir."85 denilmektedir.

B- Türk-Arap ilişkilerine işaret eden ve Benû Kantûrâ olarak gösterilen Türklerin bir gün Arapların yerlerini ve Irak'ı işgal edeceği bildirilen kimi hadisler mevcuttur. Ebu Davud'un Sunen'inde aktarılan bir hadiste Hz. Peygamber şöyle demektedir: "Sizler şüphesiz güçlü bir kavimle (Türkler) savaşacaksınız. Onlar sizi üç defa sürüp kovalayacak ve sonunda size Arabistan yarımadasında yetişecekler. Birinci kovalamada, önlerinden kaçanlar kurtulacaklar, ikincisinde bir kısmınız kurtulacak, bir kısmınız helak olacak, üçüncüde ise kökleri kesilecek (kovalamaları bitecek) tir."86

Bu konuyla ilgili bir diğer hadiste, "ümmetimden bazıları Dicle denen ve üzerinde köprü bulunan bir nehrin yanında Basra adında bir düzlüğe inecekler. Bu şehrin ahalisi çoğalacak ve müslümanların şehri olacak. Son zamanlara doğru geniş yüzlü, küçük gözlü Kantûra Oğulları nehrin yanına gelecek, şehir halkı üç gruba ayrılacak bir kısmı öküzlerin peşine takılıp kırlara gidip helak olacaklar, bir kısmı kendi dertlerine düşüp kafir olacak, bir kısmı da çocuklarını arkalarına alıp onlarla savaşarak şehit olacaklardır"87 denilmektedir. Buna benzer diğer hadiste ise "Kantûrâ oğulları Basra denen bir yere gelip Dicle adındaki hurmalık bir nehrin kıyısına inecekler. Bunun üzerine halk üç kısma ayrılacak. Bir kısmı asıl kabilelerine gidip yok olacak, bir kısmı can derdine düşüp kafir olacak, bir kısmı da aile ve çocuklarının yardımıyla onlarla savaşacaklardır. Allah onlardan geri kalanları galip kılacaktır."88

Kantûra oğlu Türklerin Arapları Irak'tan çıkarmasıyla ilgili bir rivayette şöyledir: "Abdullah b. el-As 'pek yakında Kantûrâ oğulları sizi Irak'tan çıkaracak' dedi. Bunun üzerine 'sonra dönmeyecek miyiz' dedim. O da 'Bunu arzuluyor musunuz?' dedi. 'Evet' dedim. Bunun üzerine 'sonra döneceksiniz. Orada sizin için mutlu bir hayat olacak' dedi."89

Yine bu çerçevede daha uzun bir rivayette ise şöyle denmektedir: "Abdullah b. Amr'ın yanına gittik. 'Kimlerdensiniz' dedi. 'Iraklılardanız' dedik. Bunun üzerine 'Kendinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki, Benû Kantûrâ sizi Sicistan ve Hırasan'dan önlerine katıp, Ubulla'ya ulaşıncaya kadar güçlü bir şeklide kovalayacaklar. Orada konaklayacaklar. Oradaki bütün hurmalara atlarını bağlayıp, sonra Basra halkına 'Ya memleketimizden çıkarsınız veya sizin üzerinize iner, saldırırız.' diye haber gönderecekler. Abdullah sözlerine şöyle devam etti. Üç kısma ayrılırlar. Bir kısmı Kufe'ye, bir kısmı Hicaz'a, bir kısmı da çöldeki Araplara katılırlar. Sonra Kantûrâ oğulları Basra'ya girerler. Orada bir sene kaldıktan sonra, Kufelilere haber gönderirler ve 'Ya memleketimizi bize bırakırsınız veya gelir sizin üzerinize ineriz, saldırırız' derler. Bunun üzerine şehir halkı üçe ayrılır. Bir kısmı Şam'a bir kısmı Hicaz'a, bir kısmı da çöldeki Araplara katılır. Irakta hiç kimse ne bir dirhem ne de bir fakir bulur. Allah'a yemin ederim ki bu üç defa tekrar edecek.' dedi."90


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.