25Nisan2018

MAKALELER TARİH İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA “SAVAŞ VE TAKTİK” - Sayfa 2

İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA “SAVAŞ VE TAKTİK” - Sayfa 2

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA “SAVAŞ VE TAKTİK”
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

Bu dönemde İskitya üç krallığa bölünmüştü; en büyük kabileden tüm İskitya’nın kralı geliyordu ki o Idanthyrsos idi. Onun hakimiyetinde ki diğer iki kral ise Scopasis ve Taxacis idi. Her biri kendi kabilesini yönetiyordu. Bu arada Darius yoluna devam ederek, Don nehrini geçmiş ve Volga’ya doğru ilerlemiştir. İskitlerle karşılaştıklarında

İskitler savaş taktiklerini uygulamaya başlamışlardır. Herodotos’un bildirdiğine göre İskitlerin savaş taktiği şöyleydi ; “Onlar açık bir meydan savaşına girmeyeceklerdi, azar azar toprak bırakarak çekileceklerdi; yolları üzerindeki kuyuları dolduracak, çeşmeleri tıkayacak, otları biçeceklerdi. İki gruba ayrıldılar birinin kralı Skopasis’ti, bu grup Sauramatlarla birleşecekti; eğer Persler bunlara karşı yürürlerse Palus-Maiotis boyunca ve Tanais doğrultusunda yavaş yavaş çekileceklerdi eğer Persler uzaklaşırsa peşlerine düşeceklerdi. Idanthrsos yönetimindeki büyük ordu ile Toxakis’in hükmü altında bulunan diğeri tek ordu halinde toplanmış ve Gelon ve Budinlerle takviye edilmişti. Bu ordu bir gün aralıkla İranlıların önünden yavaş yavaş geri çekilerek toprak bırakacak ve alınmış olan kararları uygulayacaktı.

Bu kararlar alındıktan sonra İskitler Darius’a karşı yürüdü, en iyi atlılarını keşif için ileriye göndermişlerdi. Çocuklarının ve kadınlarının içlerinde yaşadığı arabalar ve bu arabalarla birlikte sürülerde ayrılmış, önceden yola çıkarılmışlardı, yalnız kendi yiyeceklerini sağlayacak kadar bölümünü yanlarında bırakmışlardı; durmadan kuzeye doğru çekileceklerdi. Geri çekilme yolunu ilk olarak bu kervan tutmuştur; bu arada İskit keşif yolları üç günlük yolda ve Istroz dolaylarında Perslere rastladılar; öbürleri de onların nerede olduklarını öğrendikleri zaman, İran ordusuyla aralarında bir günlük yol vardı; durdular ve toprak üstünde ne varsa silip süpürdüler. Persler, İskit atlılarını görür görmez peşlerine düştüler ama İskitler bir görünüp bir kayboluyorlardı. Sonra iki gruptan birincisinin peşine düştüler ama öbürleri bir görünüp bir kayboluyorlardı. Sonra iki gruptan birincisinin peşine düştüklerinden, Persler doğuya Tanais’e doğru yürüdüler. İskitler Tanais’i aştılar, Perslerde onların peşinden Tanais’e geçtiler. Sonunda Sauromatların ülkesini aşıp Budinlerin ülkesine vardılar. Avoz denizinin kuzeyindeki steplere varınca İskitler kuzeyden dolanarak yeniden İskitya yolunu tuttular. Büsbütün gözden kaybolmuşlardı. Artık bu “hayalet atlıları” göremeyen Darius yön değiştirerek batıya doğru yürüdü. İskitya’ya vardığında bu sefer birleşmiş iki İskit grubu ile karşılaştı. Bunların peşine düştü, onlar ise hep bir günlük aralık bırakarak çekiliyordu. Bu oyun ara vermeden böylece sürüp gidiyordu.”

Öyle görünüyor ki Persler amaçlarından çok uzaklaşmışlardı ve günden güne yıpranıyorlardı. İskitler ise yeni katılan kuvvetlerle daha da güçlenmişlerdi. Perslerin bulamadığı her şeye; yiyecek, su, otlak sahiptiler. Bu durum karşısında yıpranan ve bir sonuç alamayan Darius, İskit kralı Idanthyrsos’a bir haber göndermiştir. İskit kralına kendini güçlü hissediyorsa, kaçmayarak savaşa girmesini, eğer kendisinde o gücü görmüyorsa, huzuruna çıkarak haraç olarak toprak ve su getirmesini istemiştir. Bunun üzerine İskit kralı Darius’a korkmadığını, kendilerini kentleri ve dikili ağaçları olmadığından savaşa girmek istemediğini fakat atalarının mezarları bulunursa o zaman savaşacaklarını bildirmiştir. Bundan sonra İskit kralları Pers kralına “bir kuş, bir fare, bir kurbağa ve beş tane de ok göndermiştir. Bunlar “İranlılar kuş olup uçmazsanız, fare olup yerin altına girmezseniz ve kurbağa olup bataklığa atlamazsanız yurdunuza dönemeyeceksiniz, oklarla vurulup öleceksiniz” anlamına geliyormuş.

Gerçekten de her geçen gün İskitlerin lehine işlemekte ve Persleri yıpratma ve yanıltma süreci tamamlanıp, yok etme süreci başlamaktaydı. Bundan sonra sonuç safhası gerçekleşmeden Persler geri çekilmek zorunda kalmıştı. Darius utançla geri gönderilince İskitler batı komşularını ezmeye başladılar ve MÖ. 5. ve 4. yy.lar boyunca bunu devam ettirdiler. Bu dönemin olaylarıyla ilgili Frontinus Stratagemata adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir; “İskitlerin kralı Atheas, daha kalabalık olan Triballi kabilesine karşı savaşıyordu. Atheas kadınların, çocukların ve savaşa katılmayan bütün halkın düşman kuvvetlerinin arkasına eşek ve sığır sürülerini götürülmesini ve kaldırılmış mızrakları bunların önüne yığılmasını emretti. Daha sonra daha uzaktaki İskit kabilelerinden yardım kuvvetleri geldiği söylentisini yaydı. Bu sayede düşmanı geri çekilmek zorunda bıraktı.”

MÖ. 4.yy’ın sonlarına doğru Makedonya kral II. Philippos’un liderliğinde güçlenmeye başlamıştı. Hatta Byzantium’a kadar gelerek burayı kuşatmıştı. Ancak erzak ve para sıkıntısı çektiğinden İskitya’ya sefer düzenledi. Pompeius Trogus’un bildirdiğine göre bu dönemde İskit kralı Atheas Danube ırmağının güneyine ilerlemişti ve İstrianlarla savaşıyordu; Ateas İstrianlarla savaşında zor duruma düştüğünden Apollonia halkı aracılığıyla Philippos’dan yardım istedi. İskitya krallığına kendisinden sonra onu getireceğini vaad etti. Bu arada Istrianların kralı öldü ve İskitleri hem savaştan hem de yardım istemekten kurtardı. Philippos bunu duyduğunda, Atheas’a elçiler göndererek Byzontium kuşatmasının bir kısmını karşılayıp karşılayamayacağını sordu. Atheas, Philippos’a “İskitlerin sahip olduğu şeylere değil gücüne ve dayanıklılığına değer verilmesi gerektiğini söyledi. Be mesajla alay edilen Philippos, Byzantium kuşatmasını kaldırdı ve İskitlere savaş açtı. Bu savaşta İskit kralı Atheas öldü. Philippos savaş ganimeti olarak yirmi bin genç adam ve kadın ile muazzam sayıda sığır aldı. Yirmi bin kısrak cins at yetiştirmek için Makedonya’ya gönderildi.” Bu savaş MÖ. 339’da gerçekleşmişti.

Bu yenilgi İskitlerin gücünü bitiremedi. Sadece 8 yıl sonra Büyük İskender tarafından gönderilen general Zapyron İskitya’nın müttefiki Olbia’yı fethetme amacıyla İskitya’ya yürüdü. Kesin bir yenilgiye uğradı ve orada öldürüldü. Ne yazık ki bu savaşın gelişimi ve kullanılan taktikler hakkında hiçbir ayrıntı günümüze gelmemiştir.  II. Philippos’dan sonra Makedonya krallığına geçen oğlu Büyük İskender MÖ. 330 ile 327 yılları arasında Doğu İran ve Orta Asya’ya sefer düzenleyerek Pers krallığının doğu satraplıklarını ele geçirmek amacı güttü. Bu savaşların detaylarıyla ilgili Arrianos bilgi vermektedir. Bu savaşta İskitler Perslerle birlikte İskender’e karşı savaşmıştır. Arrianos bu savaşın gelişimiyle ilgili şu bilgileri veriyor; “Ordular birbirine yaklaştığı zaman İskender askerlerini sağ tarafa doğru açtı fakat Persler bir karşı atak yapıp sol kanatlarını düşman mevzilerinden çok daha dışarıya doğru genişlettiler.

Artık İskit süvarisi de süratli bir şekilde ilerliyor ve İskender’in bulunduğu kanadın önüne yerleştirilen birliğe yaklaşıyordu. Fakat İskender buna aldırmadan sürekli sağa doğru kayıyordu. Perslerin meydan savaşı için dümdüz ettiği alandan dışarı çıkmak üzereydi. Tam bu sırada Pers kralı Dareios III, Makedonyalıların düzgün olmayan yerlere gireceklerinden ve arabalarının bir işe yaramayacağından endişe etti. Bu nedenle sol kanadın önüne yerleştirilmiş olan süvari birliğine İskender’in bizzat komuta ettiği sağ kanadı sarmalarını ve daha fazla ilerlemesine engel olmalarını emretti. Bunun üzerine İskender, Menidas komutasındaki ücretli süvarilere düşmana saldırmaları emrini verdi. Ama dörtnala koşan İskit atlıları ile onlara katılmış olan Baktrialılar bu küçük birliği püskürttüler. Buna sayısal üstünlükleri neden olmuştu. Fakat İskender, Ariston komutasındaki Paionialılar ve ücretli askerleri İskitlere saldırttı ve İskitler de geri çekilmeye başladı. O zaman geri kalan Baktrialılar’da Paionialılar ve ücretli askerlere saldırarak kaçmaya başlamış olan adamlarının tekrar savaşa katılmalarını sağladılar ve böylece süvari savaşını devam ettirdiler. İskender’in savaşçılarından epey kayıp verildi çünkü bu askerler sadece düşman kalabalığının ayakları altında ezilmemişler, İskitlerin gerek süvarilerinin gerekse de atlarının zırhıyla iyi korunmuş olması da bu yenilgiye neden olmuştu.” Bundan sonra Pers kralı Darius III öldükten sonra İskender Tuna nehrine kadar ilerledi ve orada tahkimat kurdurdu.  Orada İskitlerin sert taarruzuyla karşılaştı. Bundan sonraki olayları ve savaşta İskitlerin taktikleri uyguladığı anlatmaya devam etmektedir; “ İskitler nehrin kenarından çekilmedikleri gibi genişliği az olan bir nehrin kenarından ok atıyorlardı. Ayrıca İskender’le boy ölçüşmeye cesaret edemeyeceği yada İskitlerle diğer Asya barbarları arasında ne gibi farklar olduğunu ancak yaşayarak öğrenebileceğini söyleyerek onu kızdırmaya çalışıyorlardı. Bu sözlere sinirlenen İskender nehri geçmeye karar verdi. Ordusu tam teçhizatıyla nehrin kenarında duruyordu. İşaret verilir verilmez mancınıklarla nehir boyunca at koşturan İskitlerin üzerine saldırdı. İskitlerden bazıları atılan ok ve taşlarla yaralandı,


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.