24Nisan2018

MAKALELER TARİH Bugünkü Üniversitelere Gelen 1000 Yıllık Uzun Yolun Kısa Öyküsü (*)

Bugünkü Üniversitelere Gelen 1000 Yıllık Uzun Yolun Kısa Öyküsü (*)

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Bugünkü Üniversitelere Gelen 1000 Yıllık Uzun Yolun Kısa Öyküsü (*)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

Eğitim ve öğretim, bir ağacın gölgesinde duran bir öğreticinin bilgi aktardığı, çimenler üstünde bağdaş kurmuş bir öğrenci resmiyle başlar ve binlerce yıl boyunca kurumsallaşır.

Bunlardan ilk önemlileri, Platon’un Akademia’sı (İ.Ö. 5. yy.) ve Aristo’nun Lykeion’udur: Bunlar belirli bir düşüncenin yayılmasını sağlayan kurumlardı ama Yüksek Öğrenim Kurumları değildi.

Roma’da magistre veya doctores denilen kişilerin yönettiği, hukuk öğretimi yapan kurumlar vardı. Bunlardan biri de İstanbul’da 425’de kurulup 1453’e kadar devam eder. Üniversiteler Avrupa’da yüksek orta çağda (1000–1300) ortaya çıkar. 1200’e kadar sadece rahiplere eğitim verilir ve kiliseye adam yetiştirilir. 1200’den sonra laik kişiler tarafından katedral okullarının alternatifleri açılır. 1050 yılında, Batı Avrupa’da okuma yazma oranı sadece rahipler olmak üzere %1’den azdı. Üniversitelerle yaşanan eğitim patlamasından sonra 1340’da Floransa’nın %40’ı okuryazardı. Artık toplumsal niteliğe ilişkin her şey hızla değişmeye başlamıştır…

İlk Üniversite: 1000 yılında İtalya’nın Bologna şehrinde hukuk öğrenmek isteyen bir grup öğrenci hoca bulabilmek için aralarında anlaşarak biri İtalyan diğeri İtalyan olmayanlar için olmak üzere iki lonca kurdular ve Latince’de Lonca anlamına gelen “Universitas” adını verdiler. “Universitas”ın kelime anlamı “Genel Birlik”tir. Bologna’da yönetim tamamen öğrencilerin elindeydi. Öğrenciler hocaların ücretlerini ödemekte ve yetersiz bulduklarının görevlerine son vermekteydiler. Öğrenci Universitas’ın ana etmeni olduğu için yönetimde her zaman söz sahibiydi. Bologna Üniversitesi’ne daha sonra tıp ve liberal arts (felsefe, fen, edebiyat) kolları eklendi. İlk üniversitelerden olan Paris, başlangıçta bir katedral okuluydu. XII. yy’ın başlarında, öğrenci ve öğretmenler teşkilatlanarak önce adını “Studium Generale” daha sonra da “Universitas” olan birlik kurdular (ilahiyat, liberal arts, tıp).

İlk Rektör: Liberal artsın seçtiği 4 vekil (Fransızlar, İngilizler, Normanlar ve Pikardiler) 1245 yılından itibaren bir Rektör’ün emri altına girdi. Rektörle, Piskopos’un atadığı başkan arasındaki uzun çatışmalarından sonra, Rektör, diğer 3 dekanın başına geçerek üniversitenin başkanı oldu. Ve üniversitenin kiliseden kurtulmasıyla bugünkü sistem kurulmuş oldu.

Rektör’ün kelime anlamı, eskiden bu yana genellikle okul (yüksek) okul yöneticisi’dir. Ortaya çıkışı “Universitas”la eş zamanlıdır.

Ortaçağ’da, cazip bir görev olmadığı için rektörlük görevinden kaçanlara cezai yaptırım uygulanıyordu. Bologna geleneğini benimseyen üniversitelerde rektörü ve diğer yöneticileri öğrenciler (scolares=Universitas Scolarium) seçmekteydi. Piskopos’un, üniversite yönetim yetkisini bazen devrettiği, bugünkü Genel Sekreter’e biraz benzeyen kişiye “Kanzler” deniliyordu. Kanzler’in yetkisi zamanla etkisizleştirildiği için kilise üniversiteye düşman gözüyle bakmıştır. Üniversitelerde subay ve memur (yönetimde güç) yetiştirildiği için kilise de krallık da üniversite kaynağına egemen olmak istiyordu. Tüm yönetim yetkisi ancak 1229’da Paris’te üniversitenin eline geçer. Birçok öğrencinin öldürüldüğü bu kanlı olaylar nedeniyle üniversite grev yapar. Özerklik tanınıncaya kadar 2 yıl boyunca dersler yapılmaz. Aynı sorunlar Bologna (1278’ kadar) ve Oxford’ta (1240’a kadar) yaşanmıştır. Üniversiteler, özerklik kazanma yolundaki bu mücadeleyi, eğitim-öğretim grevi ve hatta şehri terk etme gibi yaptırım güçlerini kullanarak kazanabilmişlerdir.

Üniversite oluşumunda en önemli adımı oluşturan etmen 12 yy’da aydınlanma tohumlarının içinde yetiştiği şehirleşme kültürüdür. Okullar bu dönemde düşünce üretilen ve yayılan işlikler olarak görülmüştür. Gittikçe, bilgiyi sadece depolayan değil onu uygulayan insan yetiştirilmesi önem kazanmıştır.

Oxford Üniversitesi, Paris’i örnek alarak kuruldu. 1209 yılında Oxford’dan ayrılan bir grup öğrenci ve öğretmen Cambridge’i kurdular. 13. yy’da Montpellier ve Naples kuruldu. 13. yy’da Paris’te 7000 öğrenci vardı, Oxford’ta 2000. Karışıklıklar nedeniyle ilk Alman üniversitesi ancak 1385 yılında Heidelberg’de kurulabildi.

Öğrenciler, 15 yaş civarında üniversiteye geldiklerinden olgulaşmamışlardı ve genellikle de yoksullardı. Askerlik ve yargıdan da muaf olduklarından şehir halkını çok rahatsız etmekteydiler. Bu nedenle yoksul öğrencilerin yatılı kalmaları için kolej denilen misafirhaneler açıldı. Daha sonra, Franciscan ve Dominican mezhepleri eğitim de yükleyerek bugünkü kolejleri yarattı. College’de “undergrauduates”e artes liberales öğretilir ve eğitim “bachelor” derecesi ile tamamlanır. Az sayıda “graduirt” araştırma ve eğitime devam eder ve “Master” veya “Doktora” derecesi ile eğitimini tamamlar. Avrupa’da ise lise (Gymnasium-Lycee) Anglosakson College (liberel arts education) görevini üstlenmiştir.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.