MAKALELER TARİH Anadolu Kaplanı Mithridates - Sayfa 14

Anadolu Kaplanı Mithridates - Sayfa 14

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Anadolu Kaplanı Mithridates
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Tüm Sayfalar

Ortada Roma ordusu kalmayınca, Mithridates Kapadokya’ya yeniden saldırıp, ülkeyi yakıp yıkar. Ariobarzanes, altıncı kez Roma Senatosundan yardım istemeye gider. Krallığını geri alan Mithridates, Bitinya’ya bile akınlar yapmaya başlar. Böylece Roma yedi yılda aldığı toprakları bir yılda kaybeder.

Ne var ki Roma çabuk toparlanır. MÖ 66 yılının başında Bitinya valisi Glabrion ve Kilikya valisi Marcius, Senato tarafından azledilip, Gnaeus Pompeius’un deniz komutanlığına ek olarak, Bitinya ve Kilikya komutanlıkları ile Mithridates ve Tigranes’e karşı yapılacak savaşların idaresi verilir. İlk olarak Kilikya’da 60 bin asker toplayan Pompeius, ilkbaharda Galatya’ya giderek, Lucullus’u Roma’ya yollar ve akabinde Pontus üzerine yürür.

30 bin askeri bulunan Mithridates savaşa girmekten çekinerek Kelkit-Fırat arasındaki bölgeye doğru gerileyip, bir yıl önce Lucullus’a uyguladığı taktiği tekrar edip Roma ordusunu yıpratmak ister. Bölgede yüksek bir mevkide karargah kurup tahkimat yaparak, okçu ve hafif süvari kıtalarıyla Roma ordusu üzerine akınlar gerçekleştirmeye başlar. Bir süre sonra Pompeius, Lucullus’un Kabira’daki durumu kadar zorlanır. Erzak getiren kafileler, Mithridates’in okçu ve süvarilerinden kaçamayınca Roma ordusunda kıtlık ve açlık baş gösterip, asker kaçakları çoğalır. Ancak bu arada Pontus ordusunda da su kaynakları tükenince, mevkiini terk eder. Bunun üzerine Roma ordusu onları takibe başlar. Pompeius’un 5 yüz atlı ve 3 bin hafif piyade ile kurduğu bir tuzağa düşen Mithridates’in süvarisi de artık çekinip, Kapadokya’dan erzak getiren Roma kafilelerini rahatsız etmez. Mithridates, Lykos ırmağına 10 km uzaklıktaki Dasteria’daki sarp bir tepede savunmaya çekilir. Roma ordusu bu tepenin çevresinde 28 km’lik bir istihkam hattı oluşturup onları kuşatır. Mithridates bu kuşatmaya sadece 45 gün dayanabilmiştir. Erzağı ve yemi biten Pontus ordusu, bir gece meşale ve ateşleri yanık bırakarak, Roma istihkamı arasından fark ettirmeden sessizce sıvışır. Ama Pontus ve Kapadokya işgal altında olduğu için ordunun gideceği bir yer yoktur. Mithridates, Kolkhis uzak olduğu için, Tigranes’in krallığına ulaşmak üzere Fırat nehrine doğru yola koyulur. Ne var ki Pompeius, ordusunu kestirmeden getirerek, Fırat nehrine giden bir geçidi tutar. Akşamın karanlığında Roma ordusunun tuttuğu bu geçide giren Pontus ordusu gafil avlanır. Romalıların saldırısını karanlıkta doğaüstü güçlerin işi sanan Pontus ordusu galeyana gelir. Mithridates’in sözünü dinlemeyen askerler, geçidin şeytanlar tarafından tutulmuş olduğunu sanarak, birbirine sokulup sıkışık bir yığın halini alırlar. Bu sayede Roma okçularının karanlıkta attıkları oklara şaşmadan hedef olurlar. Oklar bitince hücuma geçen Roma askerleri tepelerden sel gibi inerek, şaşkın Pontus askerlerini savunmalarına bile fırsat vermeden kılıçtan geçirirler. Sabah olduğunda 10 binden fazla Pontus askeri meydanda yığılıdır. Sağ kalanlar ya esir edilmiş ya da kaçıp kurtulmuşlardır.

Hep şansına yenilen kahraman Mithridates’in Romalılarla yaptığı bu son savaş böyle feci ve hazin olmuştur. Sonuna kadar cesaret ve azimle savaşsa da ümidi tükenince savaş alanından ayrılıp, bir süvari birliği ile tepeleri aşıp kaçar.

Mithridates ile birlikte cariyesi Hypsikratea, iki arkadaşı, ücretli süvariler ve yolda katılan kaçkın piyadelerden oluşan kafile, dağlardan, vadilerden, ormanlardan geçip ilerleyerek, bir süre sonra Pontus’un Ermeni krallığı sınırında bulunan Sinara kalesine ulaşır. Burada birkaç gün dinlenen Mithridates, sığınma talep etmek için Tigran’a bir elçilik heyeti gönderir. Tigran, başına gelenlerden sorumlu tuttuğu Mithridates’in elçilerini tutuklatarak, Romalı komutan Pompeius’a yollar ve Mithridates’i yakalayıp başını getireceklere de yüz altın talentlik ödül koyar. Mithridates, elçilerinin arkasından sınıra geldiği zaman Tigran’ın başına koyduğu ödülü öğrenince, sığınma ve kurtulma ümidini kaybeder.

Pompeius ve Tigran’dan kaçmaya çalışan Mithridates, Sinara kalesinin ve yanında götüremediği hasta kızı Dripetina’nın korumasını hadım Menofilos’a bırakarak, bir miktar askerle birlikte Kolkhis’e gitmeye karar verir. Fırat’ın kıyısı boyunca kuzeydoğuya doğru hemen yola koyulur.

Mithridates’in kafilesi dört günlük zorlu bir yürüyüşten sonra Fırat’ın kaynağına ulaşır. Burada üç günlük bir molanın ardından kuzeye yönelen kafileye, Tigran’ın krallığına ait olan Khorzen’e gelince Khoten ve İberler saldırır. Mithridates’in küçük ordusu bunları dağıtarak yoluna devam eder. Akampsis vadisinden nehir boyunca ilerleyip deniz kıyısına varan kafile, kıyıyı takip ederek Phasis’e ulaşır. Phasis ovasını da geçen Mithridates’in kafilesi, Kafkas eteklerindeki sahilde son kent olan Dioskurias’a erişir. Kolkhisliler, eski krallarını çok iyi karşılarlar. Mithridates, kışı burada geçirmeyi kararlaştırır. Bu süre zarfında Kyrus boylarında yaşayan Albanilerin kralı Orozes ve İberlerin kralı Artakes ile bir anlaşma yapar.


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.