MAKALELER TARİH Anadolu Kaplanı Mithridates - Sayfa 16

Anadolu Kaplanı Mithridates - Sayfa 16

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Anadolu Kaplanı Mithridates
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Tüm Sayfalar

Suriye’ye gitmek üzere Pontus’tan ayrılırken, yine de donanmaya Bosfor’u abluka ederek, Karadeniz sahillerindeki ticaretini engelleme emri verir.

Abluka ile birlikte Bosfor’daki tüccar Helen halkı ticaretin engellenmesinden büyük zarar görürler. Aynı yıl meydana gelen bir deprem, Mithridates’in kötü şansını pekiştirir. Ancak Anadolu kaplanı hiçbir şekilde yılmamaktadır. Sonbahara kadar Roma askerleri gibi donatılmış 36 bin kişilik yeni bir ordu ve donanma teşkil eder.

Büyük komutan Mithridates aslında büyük bir kinle beslenen bir hayalini gerçekleştirmek istemekte ve ona göre plan yapmaktadır. Bu plan, ezeli düşmanını ininde boğmak, yani Roma şehrini ele geçirmektir. Bunu gerçekleştirmek için şartları da uygun görmektedir. İç mücadelelerle zayıf düşen Roma’nın lejyonları Pompeius’la Suriye’de bulunmaktadır. Seçkin askerlerden kurulu ordusu ile ansızın karadan İtalya’ya yapacağı bir sefer herhalde zaferle sonuçlanabilir. Zaten İskitlerle Meotienlerin kendisine katılması için anlaşmalar yapmıştır. Bu müttefikleriyle Karadeniz’in kuzey kıyısı boyunca batıya ilerlediği zaman Sarmatları, Bastarnları ve Tuna Galyalılarını da sürükleyeceğini ummaktadır. Böylece Tuna vadisi boyunca Pannonia’yı geçerek, Alplerin üzerinden bir çığ gibi İtalya’ya akmayı düşler.

Ancak onun farkına varmadığı olay, kendi küçük krallığında için için kaynayıp artan hoşnutsuzluktur. Siteleri harap eden deprem ve ablukadan dolayı zor durumda olan Bosfor halkı, müsebbip olarak krallarını görmektedirler. Ticaretten başka düşüncesi olmayan Helenler, Mithridates’in ortadan kalkmasıyla işlerinin tekrar yoluna gireceğini düşünüp, bu amaçla içten içe isyan ateşini körüklemektedirler. Halkta başlayan bu hoşnutsuzluk askerlere de sıçramıştır. Sonu belirsiz maceraya atılmak istemeyen yerli askerlerden başka Romalı mülteci askerler de kendi ülkelerine ihanet edemeyeceklerini dillendirmektedirler. Ama Mithridates hala bir şeyden habersiz, savaş hazırlıklarını son hızla devam ettirmektedir. Yüzünde oluşan bir rahatsızlık dışarı çıkmasını engellediğinden, sarayda plan kurmakla zaman geçirip, Roma’yı fethetme hayaliyle yaşamaktadır.

Birden ortaya çıkan bir isyan, bu hayalden kendisini ayırıp gerçeği göstermiştir. Fanagoria’ya bir garnizon yerleştirilmesi emrini vermiştir. Ancak bu işle görevlendirdiği hadım Trifon’un davranışlarından dolayı Fanagoria valisi, halkı galeyana getirip isyan ettirir. Halk, valinin öncülüğünde hadım Trifon ve askerlerini öldürür. O sırada kalede bulunan Mithridates’in kızı Kleopetra kaçarken, oğulları Artafern, Darius, Kerkes, Oksatres tutuklanarak, o sularda dolaşan Romalılara teslim edilir. Bu isyan, Bosfor’daki diğer kentlere de sıçrar. Thedosia, Nymfeon ve Khersonez halkı ayaklanır. Yalnız Panticapaeum ve ordu krala itaat eder. Kralın asilere karşı uyguladığı şiddet, tepkinin büyümesine neden olur. İdamlar birbirini izleyince orduda da huzursuzluklar başlar. Muhafızlar, hadımları öldürüp korumakla görevli oldukları prensesleri Roma donanmasına teslim ederler. Ülkedeki karışıklıklar, kralın otoritesinin yıkılmaya yüz tuttuğunu ve isyanın saraya kadar yaygınlaştığını göstermektedir. Hatta Mithridates’in çok sevdiği oğlu veliaht Farnakes bile isyancılara katılır. Ne var ki Mithridates, ordu sefere çıktıktan sonra halktaki kaynamanın durulacağını, işlerin düzeleceğini ummaktadır. Bu yüzden oğlunu da affeder.

Büyük seferin başlama zamanını MÖ 63 yılının ilkbaharı olarak tespit eden Mithridates son hazırlıkları yapmaktadır. Ne yazık ki veliaht Farnakes, tahtı babasından almak için sabır gösteremez, yaşlı kralın ölmesini beklemeden bir an önce tahta oturmayı arzular. Babası büyük seferin son hazırlıkları ile ilgilenirken, o zaten sefere soğuk bakan mülteci Romalı askerlerin karargahına gider. Birkaç gün sonra başlayacak seferin kendi vatandaşlarına ihanet olacağını, bundan kurtulmak için kralın tahttan indirilmesi ve kendisinin tahta çıkması gerektiğini anlatarak onları ikna eder. Böylece Romalı mülteci askerler onu kral ilan ederler. Donanmaya ve diğer karargahlara da haber göndererek Farnakes’in babasının yerine kral olduğu bildirilir.

Sabahleyin “Yaşasın kral” sesleri Mithridates’in sarayına kadar gelir. Mithridates, ordunun, oğlu Farnakes’i kral ilan ettiğini duyunca, atına binip muhafızlarıyla birlikte asi askerleri yatıştırmaya gider. Emrindeki bir birliği de oğlu Farnakes’i tutuklamaya gönderir. Ama gönderdiği birlik, asi askerlere katılır. Muhafızlarıyla birlikte asilerin ordugahına gelen Mithridates’in üzerine Romalı mültecilerle birlikte onlar da üşüşürler. Mithridates’in muhafızları hemen krallarını saraya kaçırıp kurtarırlar. Ama kralın atı, saray kapısı önünde asi askerler tarafından parçalanır.


ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.