25Temmuz2017

YAZARLAR TİMUR B. DAVLETOV Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği

Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

Güney Sibirya yerli halklarından biri olan Hakas halkı, bahsedilen bölgenin diğer yerli halkları gibi ruhani alemde üstün bir Kam dini  (Şamanizm) hakimiyetine sahipti.

Bir zamanlar bu topraklarda Budizm, Maniheizm (1) ve Nestoryanizm (T. Davletov 2002a) gibi çeşitli dinler ile birlikte yaşamışlardı. Dolayısıyla tüm dünyada Türklerin beşiği olan Altay-Sayan dağları her zaman çok dinli bir kültür bölgesi olmuştu. Dinlerin çeşitliliğinin varlığı çok eski zamanlardan beri gelir. Ve bu farklı dinlerin bir arada nasıl yaşadığı ile ilgili bir soru karşısında, öncelikle bu bölgenin otantik bir dini olan Şamanizmin ne olduğu konusunu hatırlamamız gerekir. Ve belki de onun temelinde yatan gerçek, sözü edilen dinin oldukça hoşgörülü bir ortam sağlaması mıdır?

Gerçekte her din (inançtan daha fazla), değerlerine bağlı olarak, belirli bir ölçüde muhafazakarlık içerir. Bu, onların oluşturduğu değerleri yaymak ve devam ettirmek amacıyla dinlerin kendilerini savunma eğilimi olgusu tarafından belirlenmiştir. Ama din çerçevesinde bu amaçları kapsayabilmesi için zaman içerisinde bir kurumsallaşma ortaya çıkması gerekir. Böylece, genel olarak her dinin, dini sistemin somut değerlerini korumak ve propagandasını yapmak üzere, diğer insanları dininin kurallarına uymaya çağırmak gibi bu tür ilgili birçok işlevi yürüten belli uzmanları vardır.  Dogmatik inancı, tarihin bazı durum ve dönemlerinde misyonerler aracılığıyla kitlelere yayan ve bunların gereklerini yerine getirmekle sorumlu olan bu uzmanlara rahip, imam, Kam (Şaman) vb. denir. Tabii ki burada bahsedilen bu unvanlar, dini hiyerarşi içinde diğer unvanların çoğunluğu dışında sadece bir kısmıdır. Bunun yanı sıra, söz konusu uzmanların görev ve yetkileri değişkendir. Ama bu yazının ana konusu nedeniyle öncelik verilen, kendi üzerindeki etkileri ve sosyal hayatındaki önemi dolayısıyla Hakas Türklerinin Şamanizmi, Kam dinidir.

Her din yukarıda belirtildiği gibi, nispeten ve aynı zamanda kaçınılmaz biçimde bir muhafazakarlığa sahiptir ve bu nedenle aslında kısmen Güney Sibirya'da çeşitli dini sistemlerin bir arada mükemmel olduklarını ifade etmek oldukça zordur. Üstelik bu ifade, gerçeği kapatmak anlamına gelecektir. Bununla birlikte bazı diğer dinlerin uygulamalarının farklı inançtaki kişilere karşı daha az hoşgörü ortaya koyduğu da bir gerçektir. Bu duruma, her şeyden önce tamamen kişisel dünya görüşünü içeren kendi öznelliği çerçevesinde gerçek hayata soyut dini değerleri yansıtan insanlar neden olur. Sonuç olarak gerçek şu ki, somut hayatın değerleri ve herhangi bir dinin kurallarının uygulamasının nihai tatbiki durumunun, hata insan içindir (errare humanum est) diye eski bir deyişe göre insanoğlu olduğunu biz biliyoruz. Buna bağlı olarak her din sadece insan toplumları aracılığı ile sosyal hayata nüfuz edebilir. Gerçek hayatta her dinin yansımalarının zamana ve yere göre (daha az veya daha fazla) değişken olduğu tahmin edilebilir (2). Bu bakış açısıyla, hem nesnellik ve hem öznellik taşıyan gerçek hayatta dinin yansımaları olduğu kabul edilmelidir.

Bununla birlikte eğer tarihi yaklaşımla bu konuya bakarsak, Rusya tarihine göre Kam dininin, diğer din uzmanları ve tapınaklarına karşı çok daha hoşgörülü olduğunu görmek mümkündür. Örneğin Türk-Moğol üstünlüğü döneminde bile (XIII. Yüzyıl) Rus Ortodoks Kilisesi üzerinde Şamanizmi yaymak için girişimler görülmemişken, sonradan, 1600'lerdeki Rus işgali Sibirya’ya geldiğinde, Şamanizmi sona erdirme programı planlanıp uygulandı. Şunun dikkate alınması gerekir ki Türk-Moğollar Şamanizmi yaymaya çalışsaydılar, bugün hemen hemen tüm Ruslar Şamanist olacaklardı. Yani, eğer Türk-Moğol egemenliği boyunca, yönetilen Rus halkının manevi asimilasyonuna yönelik reel politikalar olsaydı, bugün Rusya'da dinin en egemen biçimi Şamanizm olurdu. Bundan başka Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Ortodoks Hıristiyan ve kendileri Osmanlı Türkleri gibi Türko-fon insanlar olan Gagavuz Türkleri İslam'a dönüştürülmeye zorlanmadı. Ve bu bize göre çok önemli bir puandır. Dini hoşgörü için benzer bir örneği de, Hazar Türk Hanlığı dönemi süresince, 2 Yahudi, 2 Müslüman, 2 Hıristiyan ve 1 Şamanist olmak üzere 7 üyeden oluşan Yüksek Mahkemenin durumunda görebiliriz (G. Martin 1976:25). Hatta bazı araştırmacılar, yukarıda belirtilen Hıristiyanlık, İslam, Yahudilik ve Şamanizm gibi dinler arasında bu Hazar Türklerinin dinler arası uyum, hoşgörü, eşitlik, özgürlük ve barış dönemini "Pax Hazarica" olarak isimlendirdiler (A.Tokarczyk).

Rus işgalcileri ile birlikte devlet desteği ile Sibirya bölgesine gelen Rus Ortodoks Kilisesinin dini misyonerleri, yerel yerli halkları Hıristiyanlığa dönüştürmek için 'kırbaç ve şeker' kullanarak zalim bir şekilde çalıştılar (T. Davletov 2002b: 20-37). Sibirya'nın yerli halklarına yönelik bu insanlık dışı uygulamaları gizlemek için pekçok girişim olduğu halde bugün insanlar, Çarlık dönemindeki bu politikaların büyük bir kısmını biliyor.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.