YAZARLAR TİMUR B. DAVLETOV Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği - Sayfa 3

Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği - Sayfa 3

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Makale İçeriği
Güney Sibirya’da Şamanizmin Diğer Dinler ile İlişkisi Üzerine: Hakas Türkleri Örneği
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Tüm Sayfalar

Doğrusu, Sibirya’nın yerli halklarına ve özellikle Hakas Türklerinin Şamanizmine yönelik bu sözü edilen acımasız ve yoğun politikalar başarılı olmuştur ve bunun sonucu yerel halkın maneviyat dünyasındaki Şamanizm hakimiyeti Rus Ortodoks Kilisesi tarafından hemen hemen ele geçirilmiştir. Ama Şamanizmin tamamen ortadan kaldırılmasının bu dönemde dahi imkansız olduğu belirtilebilir. Ayrıca Şamanizmin dayanıklılığı, gerçek bir canlanma süreci yaşadığı günümüze gelene kadar, Sovyet dönemi boyunca daha fazla sınanmıştır (T. Davletov 2002b: 20-37).

Sovyet dönemi süresince oluşturulan baskıya ve baskıcı atmosfere karşı dayanıklılık alanında, Rus Ortodoks Kilisesi gibi Rusya topraklarının diğer dini ile Şamanizmi kıyaslamak yararlı olacaktır. Doğrusu Şamanizm, üzerine uygulanan Komünist baskıcı yöntemlerden çok daha önce eski Rus İmparatorluğu dönemi boyunca hakimiyetini kaybetmişti. Ama aynı zamanda unutulmamalıdır ki Şamanizm ikincisinden çok daha uzun yoğun ideolojik baskı ve basınç altında ve azınlıkta idi. Ayrıca hem Rus Çarlığı hem de Sovyet Rus dönemlerinin tüm olumsuz etkilerini engellemek amacıyla Şamanizm hiçbir yazılı kaynağa dayanmadı veya kaynak kullanmadı ve onun karmaşık hiyerarşisi, yapısal kurumsallaşması ve nüfus çoğunluğu olmadı. Belki de Şamanizmin benzersiz bir özelliği, dışarıdan kaynaklanan tüm olumsuz etkilerine karşı iyi direnç göstermesidir. Şüphesiz birçok Şaman geleneği ve özellikle Şamanların kendileri fiziksel olarak durduruldu ama buna rağmen Şamanizm yok olmadı. Belki en fazla Şamanizm, senkretizmin belirmesi ile yaşamıştır. Ve böylelikle Şaman halkı, zorunlu yöntemlerle gelen yabancılarınki de dahil olmak üzere çeşitli dini sistemlerin ögelerini karıştırarak, kendi geleneksel dinlerini yaşatmaya devam etmiştir. Bu durum tamamen Şamanizmin geçerliliğinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Ayrıca Şamanizm bu esneklik sayesinde diğer dinlerden birçok yararlı taraflar kazanmıştır (onlara aktarmıştır). Bunun için Mani dini ve özellikle onun dini etkileri ile genel olarak Kam dinini görmüş geçirmiş ve yaşamış Kırgız Türklerinin (Hakasların ataları [5]) sosyo-ekonomik hayatı örnek olarak gösterilir. Bahsedilen din, ilk zamanlar Maniheizm uyarınca tapınaklarda ışık olarak bu kömürleri kullanan Kırgız Türklerinin hayatına "yanar taş" (kömür) girmesi anlamında etkiledi. Bu gerçek hakkında, eski gezgin Abdulurreshid ibn Nurelbakuvi (Bakülü)’nün XV. yüzyılda yazdığı ve esas olarak Kırgız Türklerinin hayatında XIII. yüzyılın sonu ile ilgili tarihi olayları içeren notlarından bilgi alabiliriz. Notlarda Al-Bakuvi, “altıncı iklim kuşağında” bulunan Kırgız ülkesine ait şu bilgileri verir: “Kırgız ülkesi. Onlar Türktür. Ülkelerinin uzunluğu yaklaşık bir ay yolculuk kadardır. Onların bir Hanı (bir kralı) var. <...> İbadet sırasında vurgusuz bir şekilde tekdüze bir dille dua ederler. Duacıların yönü güneye doğrudur. Onlar lamba olarak kullandıkları yanan bir taşa sahiptirler.” Ve bu eski gezgin tarafından yapılan bu açıklamayı arkeolojik malzemeler doğrulamış ve tamamlamıştır (L. Kyzlasov 1993: 108, 129-130).

Uygur Türkleri tarafından Yenisey Kırgız Hanlığına getirilen Maniheizm sayesinde orada ilk defa dini eylemlerde ve sonrasında zamanla günlük hayatta da kömür kullanılmaya başlandığı söylenebilir. Ve gerçekten o dönem için bu çok önemli bir kazanç oldu.

Keza Maniheizm kapsamında Yenisey Kırgızları olarak bilinenler, uzayda (Kozmos- Han Tigir) bulunan çeşitli gezegenlere tapınıyorlardı ve gezegenlere uygun biçimde bir haftanın yedi gününün adları oluşturulmuştu. Fena alamet (kötü şans) ve olumsuzlukların bir işareti olarak Mars görülürken, Satürn ve Venüs (Çolpan) saygı görürdü (L. Kyzlasov 1993:108-9). Tüm bu gelişmeler Kırgız Türkleri için çok önemli yenilikler ve yeni bilgi katkıları olmuştur. Dolayısıyla, Kırgız soyundan olan Hakas Türkleri, çeşitli hayvanlarla isimlendirilen ve 12 yılda bir döngünün oluştuğu ikinci bir takvimi kabul etmişlerdi (V. Butanaev 1998: 238-9). Ve unutulmamalıdır ki tüm bu etkiler, dogmatik şekilciliğin olmadığı, özellikle Kam dininin esnekliği sayesinde bu gelişmeler yaşanmış ve Yenisey Türklerinin maddi ve manevi hayatını kesinlikle zenginleştirmiştir.

Hayati enerji ve yaşama gücü sayesinde eski zamanlardan günümüze kadar var olan Kam dini, Sibirya’nın hemen hemen tüm manevi yollarının bir erime alanıdır ve bu özelliği ile o yok olmamış ve hatta bazı bilgi ve değerleri özümseyerek zenginleşmiştir. Onun hoşgörüsü ve şekilcilik yerine esnekliği, bu başarıda en önemli rolü oynamıştır. Bundan dolayı denilebilir ki Şamanizm, kendi felsefesine ters düşmediği sürece gelişmeye uygun ve açık bir dindir.



ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.