25Temmuz2017

YAZARLAR EDİTÖRDEN Işık Hızı, Osmanlı Gerilerken Keşfedildi

Işık Hızı, Osmanlı Gerilerken Keşfedildi

FacebookTwitterGoogle bookmarkMyspace bookmarkDel.icio.usDigg
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Işık Hızının keşfinin 340. yılı geçtiğimiz günlerde ülkemiz hariç bütün dünyada kutlandı.

 

Işık Hızı bundan tam 340 yıl önce, 1676 tarihinde, Danimarkalı astronomi bilim adamı Ole Romer tarafından keşfedildi.

Evrendeki bütün maddelerin hareket edebileceği maksimum hız olan Işık Hızı, Ole Romer tarafından Danimarka şehri Aarhus'ta yaklaşık olarak ölçüldü. Ole Romer, bu keşfini Jüpiter'in uydusu Io'nun görünür hareketini inceleyerek ortaya çıkarıp, ışığın ölçülebilir bir hızda hareket ettiğini göstermiş oldu. Romer, ışığın, dünyanın yörüngesinin çapını 22 dakikada geçtiğini tahmin etti. 1975'te ise ışığın hızının 299.792.458 m/s olduğu, 4 milyarda birlik bir belirsizlikle hesaplandı.

IŞIK HIZIYLA GERİYE

Işık Hızının keşfinin 340. yılı dünyada kutlanırken, ülkemizde 340 yıl öncesine özlem duyularak her alanda geriye dönüş arzuları ayyuka çıkarılıyor.

Arkeografya websitesi olarak biz de, arzulanıp özlem duyulan bir dönemden kesit olan ve ışığın hızının Avrupa'da keşfinin yapıldığı 17. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı'da yaşanmış olan olayları kısaca derledik. Sorumlu ve aydınlatıcı yayıncılık gereği, okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz.

GERİLEME DURDURULAMAZ

1676-1681 yılları arasında Osmanlı-Rus Savaşı yapıldı. Osmanlı İmparatorluğu ile Rus Çarlığı arasında yapılan bu 5 yıllık ilk büyük savaşta Rus Çarlığı yenildi.

1683 yılında II. Viyana Kuşatması başladı. IV. Mehmet devrinde Osmanlı İmparatorluğunun Viyana'yı ikinci defa kuşatması ile 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan savaşların en uzun süreni başladı. Rus Çarlığı ile yapılan savaşta sadrazam olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, II. Viyana Kuşatmasının başarısız olması üzerine idam edildi.

Padişah IV. Mehmet, yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın başının kesilmesi emrini geri almak istedi ve affedilmesi için ikinci bir emir verdi. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı çoktan idam etmişlerdi. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) konuldu.

Osmanlının bu Avusturya bozgunu Avrupa'da büyük sevinçle karşılandı. Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma geçmeye başladı. Böylece Osmanlı Gerileme Devrine girdi. Türklerin Sakarya Savaşına kadar sürecek bir gerileme süreci başlamış oldu.

SAVAŞLAR ÇÖZÜM DEĞİL

12 Ağustos 1687'de Osmanlı ordusu ile Habsburg ordusu arasında İkinci Mohaç Savaşı yapıldı ve Habsburg zaferiyle sonuçlan.

Salankamen Savaşı,  Osmanlı ordusu ile Habsburg Ordusu arasında 9 Ağustos 1691 tarihinde meydana geldi. Fazıl Mustafa Paşa, üst düzey komutanlarının da sözünü dinleyerek Kırım Tatar ordusunu ve yardımcı kuvvetleri beklemeden saldırıya geçti. Savaş eşit biçimde devam ederken, Köprülü Fazıl Mustafa Paşanın alnına isabet eden bir kurşunla şehit olması üzerine Osmanlı ordusu çözül. Böylece Habsburg kuvvetleri Osmanlı'yı ezip geçtiler. Kırım Hanı yardım için savaş yerine geldiğinde dağılmış bir Osmanlı ordusuyla karşılaştı.

1684-99 Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları içindeki Osmanlı-Venedik Savaşının bir bölümü olan Koyun Adaları Savaşında, Kaptanı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, 9 Şubat 1695'te Venedik Cumhuriyeti Donanması Koyun Adaları önünde yenerek bir zafer kazandı.

14 Haziran 1698 tarihindeki Bozcaada Deniz Savaşı, yine Kaptanı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanmasının, Amiral Molino komutasındaki Venedik Cumhuriyeti Donanması ile sekiz kez çarpışıp sekizini de kazandığı savaş oldu.

17. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu ile başlarında Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu bulunan Kutsal İttifak devletleri (Avusturya, Venedik ve Lehistan) arasında yapılan savaşlar, 26 Ocak 1699 tarihinde  imzalanan Karlofça Antlaşması ile son buldu.

Gerilemeye başlayan Osmanlı İmparatorluğunda Karlofça Antlaşması ile Osmanlı ilk kez büyük toprak kaybına uğradı. Antlaşmanın 25 yıl süreli ve Avusturya’nın garantörlüğünde olması ilk kez yaşandı.

TARİH TEKERRÜRMÜŞ

Bu durumun sonucuna isyanlar başladı. Merkez yani İstanbul isyanlarında,cülus bahşişlerinin geç ödenmesi ya da ödenmemesi, ulufenin verilmemesi ya da ayarı düşük akçe ile verilmesi, usule aykırı asker alınması, ulema sınıfının bozulması, Saray entrikaları ve adam kayırma gibi nedenler rol oynadı. "Ocak devlet içindir" anlayışı yerine, "Devlet ocak içindir" anlayışı hakim oldu. Anadolu'da meydana gelen Celali isyanlarında ise, savaştan kaçan askerler eşkıya oldu. Vergilerin haksız şekilde artması halka yapılan zulüm oldu. Savaşların uzaması ve tımar sisteminin bozulması, üretimin azalması, tımar sistemini yok etti, köylü çiftbozan oldu, üretim düştü, kırsal bölgelerde güvenlik kalmadı.

İhracatın azalması ve ithalatın artması ile kapitülasyonlar, giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesine neden oldu.

Saray masraflarının artması ile vergiler arttı. Yöneticiler, kanunlara aykırı olarak halktan haksız yere vergi topladılar. Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanlar, vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmalarına yol açtı. Köyden şehre göçler sonucu üretim azaldı.

FELSEFE İLİMLERİ KALDIRILDI, İSLAM HUKUKU KONULDU

Haberimizin konusu olan bilime dönecek olursak, bilimsel çalışmalar 17. yüzyılın ortalarından itibaren önemli ölçüde azalmaya başladı. 17. yüzyıl itibariyle medrese programlarında tefsir, hadis ve fıkıha ağırlık verilmeye başlandı; matematik, astronomi ve felsefe dersleri önemsenmedi. Bilim hayatındaki gerilemeler, IV. Murad'a sunulan Islahat Layihasında Koçi Bey tarafından da ortaya konuldu. Koçi Beye göre, bilgin insanlarla cahil insanlar ayrılsa ve bilge kişilere imkanlar sağlansa, bilim eskisi gibi iyi gelişebilirdi. Katip Çelebi de bu konuda beyanat verdi. Mizanul Hak adlı eserinde, felsefe ilimlerine cahil insanların dolduğunu söyledi. Fatih Sultan Mehmet'in medreselere koydurduğu felsefe dersleri kaldırıldı ve İslam hukuku dersleri konuldu.

17. yüzyıl sonu, Osmanlı'nın coğrafi, ekonomik, siyasi, idari, ilmi, bilimsel, akla ne geliyorsa her alanda gerilediği bir dönem oldu. Avrupa bu dönemde artık dünyada her alanda üstünlüğü ele geçirdi.

TARİHTEN DERS ALMAK

Bu kısaca aktardığımız tarihi olaylara, içinde bulunduğumuz zor ve dönüm noktası sayılabilecek riskli süreçte, tarihten ders ve ibret alıp geleceğimizi düşünerek bilinçli bir şekilde karar vermemizi sağlayacağı için habercilik çerçevesinde yaklaştığımızı belirtmek istiyoruz.

ARKEOGRAFYA websitesi; Arkeoloji, Sanat Tarihi, Tarih, Filoloji, Antropoloji, Paleontoloji, Mitoloji, Müze ve Arkeoteknik ile ilgili konularda yayın yapar.

ARKEOGRAFYA websitesi, Basın Meslek İlkelerine uymaya söz verir.

ARKEOGRAFYA  ©  Her hakkı saklıdır. Yazı ve fotoğraflar kaynak veya bağlantı verilmesi koşuluyla kullanılabilir.